Sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal farklılıkları açıklamak için “kuşak çatışması” ifadesi kullanılır. İletişimin yaygın ve baskın olduğu dünyada insanların durumunu aynı sözcükle karşılama gayreti tam bir cehalettir.
“Yeni nesille anlaşamıyoruz. Bu çocuklar tuhaf…” anlamına gelen sözcükler üreten orta yaşı geçmiş insanlara mukabil gençler, anlaşılmamaya farklı anlamlar yükleyebiliyor.
Yani ileri yaş grubundakilerin, tecrübe ve bilgi yetersizliğiyle suçladığı gençler “çağın ruhunu idrak edememiş, teknoloji kullanamayan bireyler” diye niteleyebiliyor.
Basit olarak kuşak çatışması bu temel üzerinde şekilleniyor.
İletişim kanallarıyla paylaşılıp sorgulamadan kabullendiğimiz bir konu da “kuşakların sınıflandırılması” hatası…
Örneğin II. Dünya Savaşı sonrası doğanlar, “Baby Boomers” olarak adlandırılıyor. Savaş sonrası doğanlar “Millienials” diye… Yani 1980 ve 1990’larda doğanları kapsıyor.
Şimdi günümüzdeki kuşak çatışmalarının gruplandırılmasına göz attığımızda tam bir cehalet örneği görürüz.
Özellikle eğitim, iletişim ve kişisel gelişimde Amerikan modellemesi tam bir aldatmaca…
Ben de kişisel gelişimle hayli ilgilendim. ABD’den çıkan kitapları okuyup ülke insanımızın durumunu mukayese ettikten sonra pek çoğunun “zırva” olduğunu fark ettim.

İHTİLAL ÇOCUKLARI Y KUŞAĞI OLAMAZ!

Türkiye’de yaş gruplarından söz ederken “X, Y, Z kuşağı” tabirleri tam bir cehalet göstergesi. ABD’de doğup büyüyen sosyal, psikolojik, ekonomik ve politik dönemleri tecrübe etmiş kişiler için kullanılan bir kuşak adı, bize de aynen uygulanması nasıl bir saçmalık değil mi? Bizim toplumumuzda aynı tecrübelerden geçmemiş insanları aynı sınıfta görmek bilimsel gerçeğe dayandırılamaz.
Amerika’da ilk dijital teknolojileri kullanan yerliler “Z kuşağı” diye adlandırılmış. Zira teknolojiyle tanışan ABD’liler yüzde 75’lik dilimde yer alıyordu. Bizde ise aynı dönemde bu oran ancak yüzde 3.8 civarındaydı.
Bize ait olmayan kuşak adlarını kullanmak toplumsal değerlendirmelerde hata olur. Aynı dönemde bizim ülkemizde sağ görüşlülerle sol görüşlülerin çatışıp, ihtilalleri yaşamış insanlarla teknolojinin yenilikleriyle erken dönemde tanışanlar aynı olabilir mi?
Konunun sakıncalı tarafı şu: Başka ülkelere ait kuşak adlarını, doğrudan bizim insanımız için de kullanırsak onların insan gelişimi için kullandığı yöntemler, yetişme koşulları bambaşka olan bizim dünyamızda anlamlı bir yer tutamaz.
Bizim Y kuşağımız yok, ihtilal çocuklarımız var!
İşte biz bugün iş yerlerinde çalışma barışı kuramıyorsak çalışanların yaş gruplarına bakarak kuşak çatışmasına bakmamız gerekir.
Siyasetçilerin kavgası eksik olmuyorsa sadece görüş ayrılığı değil; kuşak çatışmasından olabilir.
Sermayelerin yönetiminde derin görüş ayrılıkları varsa geçmiş tecrübelerin halen işe yaradığında ısrar edenlerle yeni dünyanın ekonomik gerçekleriyle hareket edenlerin kuşak çatışmasından kaynaklanabilir.
Daha birçok alana yayabilirsiniz bunları.
Kuşak çatışmasından çıkmanın yolu; bireylerin içinde yetiştiği dönemde toplumun yapısına bakmadan sınıflandırmaktan uzak durmak gerekir. Bireyleri ve toplumu şekillendiren sosyal, psikolojik, ekonomik ve politik gerçeklerden kopuk alınan her karar sancılıdır.
Kuşakları oluşturan koşullar iyi değerlendirilirse, olumsuz görülen kuşak farkı avantaja dönüştürülebilir.

Her çağın benzersiz bakış açılarını ve tecrübelerini yaratıcılık kültüründe kullanabiliriz. ABD’de Baby Boomers diye tanımlanan kişilerle aynı dönemde yetişenler, zengin tecrübe ve bilgi taşırken Y ve Z kuşağının yeni fikir ve teknolojilerine itirazını haklı görmemek gerekir.
Sonuç: Kuşaklar arasında güçlü iletişim ve anlayış olmadan nesiller arasında boşluklar gerilim yaratır, üretkenliği önler. Kuşaklar arası işbirliğine her zamankinden fazla muhtacız. Yoksa bu gerilim bitmez.