İzmir’in imbat esintisi hayaliyle pencereyi açtığımda sabahın erken saatlerinde kesif bir duman kokusu aldım.
Körfez üzerinden Yamanlar’a baktım, ardından Spil Dağı tepelerinden gelen dumanları gördüm. Gece yarısına kadar takip ettiğim yangınların “kontrol altına” alınmış olması umuduyla tekrar haberlere göz attım ama nafile…
İzmir, Manisa, Eskişehir, Afyonkarahisar, Bilecik ve Karabük ateş çemberinde. Sabah saat 08.10 itibariyle bu şehirlerimizdeki yangınlar kontrol altına alınamamıştı.
Star Wars (Yıldız Savaşları) çizgi filminin en azından adını duymuşsunuzdur. Orada ikonik kötü adam Dart Maul’un sözleri geldi aklıma:
“Sen beni unutmuş olabilirsin ama ben seni asla unutmayacağım. Sana olan nefretim yüzünden hayatta kalmak için ne kadar derinlere gidebileceğimi hayal bile edemezsin.”
Fiziksel çevikliği, çift bıçaklı ve sert makyajlı Dart Maul’un, Star Wars evreninden taşacak bu sözü tam olarak yanan ormanların ardındaki kirli ellerin sahiplerine söylemek geldi içimden.
Eylemleri sözlerinden daha dehşet verici bu karakterlerin sözleri sonuçta insan tarafından üretiliyor. “Canımız, ciğerlerimiz yanıyor” diye feryat ederken, gözyaşlarımız kurumadan, acımız dinmeden yeni bir yangın haberi alıyoruz.
Bu defa Eskişehir’den 5’i AKUT gönüllüsü, 5’i orman işçisi fidan gibi 10 insanımızın şehit olduğu haberiyle sarsıldık.
İşte o an zihnimde bir Star Wars sahnesi canlandı. Dart Maul ışın kılıcını, çift bıçağını alsın eline bizim göremediğimiz o karanlık motivasyonun ardındaki mahlûkları doğrasın, yerin yedi kat altına kaçmış bütün börtü böceğin intikamını alsın istedim.
HEPİMİZ YANACAĞIZ!
Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde dört tarafımız alevlerle kuşatıldı. Onca yangın, onca kayıp yaşıyoruz.
Önce gözlerimiz ağaçlara takılıyordu. Bilgi ve bilinç taşıyanların, “yanan sadece ağaç değil, hayvanlar, içinde milyonlarca böcek, kurt… Toprak yanıyor toprak…” diye uyarmasıyla yangınlara bakışımız biraz değişti.
Ancak alevler daha büyük geliyor. Yangın söndürme teknolojilerinin bu kadar gelişmediği, ilk çıkışı kontrol altına almak için dağ başında gözlem evlerinin bulunduğu daha 20 – 30 yıl önce böylesine ağır kayıp yaşamadık.
Oysa şimdi uydudan takip ediliyor, uçaklar, helikopterler, eğitimli insan gücü var.
İnsanlar yanıyor, köyler siliniyor, yaşanmışlıklar, hatıralar küle dönüyor.
Ateşle nasıl bir imtihanı var ki bu ülkenin hainlerin elinden çıktığı gün kadar açık yangınları söndürmekte de gücümüz kudretimiz kuruyor.
Uzaktan bakıp akıl vermenin en büyük haksızlık olduğu yangınlardır. Bunu yaşayarak bilen ve idrak eden biriyim.
Doğal olarak yangın çıkma riski çok düşük. Mevsim normallerinin üzerinde iklim olayları elbette etkili ama haininin bu kadar çok olduğu cennet vatanımızın alevlere teslim olması da kabul edilemez.
Ahkâm kesmek değil amacım; ancak üzerinde düşünülmesi gereken fikrimi tekrar etmek istiyorum. Yangın söndürme çalışmalarıyla eşzamanlı olarak yangını çıkaranlara yönelik ciddi bir polisiye önlem alınmalı… “Yangın polisleri” diyebileceğimiz bir ekipler, sadece yangını çıkaranları yakalamak için iz sürmekle görevli olmalı. Kanıtlarıyla suçlu oldukları tespit edilenlerin de en ağır cezaya çarptırılmasıyla ancak ormanların ve içindeki canlıların hakkı korunmuş olur.
Dart Maul’un sözü tam buraya uyuyor. Zira o hayal evreninde bile bu kadar ateş ve vahşet yoktu. “Hepiniz yanacaksınız! Hepimiz öleceğiz! Ne yaptığınızı bilmiyorsunuz!”