Bazı konuları anlatmanın iki başlı güçlüğü vardır. Bir yanı kutsal kabul edilenlere dokunur bir yanı hayatın gerçekliğine… İkisi de anlatan açısından risk taşır, taşlanır. Bazen risk almak gerekir.
Güven duyulan yapıların zihinlerde yıkılması insanların kıyameti gibidir.
Doğrudan konuya gireyim. Çankırı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, “yolsuzluk” iddialarıyla görevden alındı. Çiftçi’nin 1,2 milyon TL’ye ulaşan döner sermaye gelirini “usulsüz” olarak aldığı öne sürüldü.
Başka neler yaptığını bilemeyiz. YÖK soruşturmasında ortaya çıkıp hesabını verir. Ancak akademisyenlere ödenmesi gereken döner sermaye gelirlerini kesip kendisine almasının vebali yeter!
Akademik dünyada başka bir skandal!
Akdeniz Üniversitesi eski Rektör Yardımcısı ve uzun yıllar Hukuk Fakültesi Dekanı olarak görev yapan Mehmet Altunkaya’nın intihal yaptığı, olmayan yayınları varmış gibi gösterip profesörlük kadrosuna atandığı tespit edildi. Altunkaya’nın profesörlük unvanı iptal edildi.
Konu çetrefilli… Anlamak ve anlatmanın güçlüğü var. Uzun yıllarını öğrenci ve yarı zamanla öğretim görevlisi olarak üniversitede geçirmiş, akademiayı bilen birisi olarak özet geçiyorum.
Dikkat ederseniz Mehmet Altınkaya’nın başına akademik unvan koymadım. Çünkü Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü bu unvanı aldı.
Çünkü Almanca bir kitabı, translate yöntemiyle otomatik çevirip “ben yaptım, oldu” diyerek sunmuş. Bunu kabul edenlerin yetkinliği ve sorumluluğu bir başka konu…
Üstelik bazı kavramlar yanlış ve yersiz olmuş hatta Türk hukuk sisteminde olmayan karşılıkları vermiş.
O makamın ve unvanın karşılığı aldığı maddi bedeli geri ödetmezlerse… Neyse dünyanın sonu mu?
Ama o makamdakilerin kusurları kıyamet alametlerinin hasıdır, hası!
MANEVİ KIYAMET KOPMUŞ OLABİLİR (Mİ?)
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni 1.’likle bitiren Sultan Kurt’un “fakültenin acı gerçeklerinden bahsetmek istiyorum” diye başladığı mezuniyet konuşmasındaki sözleri, bazı hocalara “neşter” gibi saplandı. Çünkü tıp öğrencilerine çektirdikleri eziyetleri, intörnlük yaptıkları 6 ay boyunca kazanılan üç kuruşu bile zamanında yatırmadıklarından tutun da, bütün ayak işlerini yaptırdıklarına kadar anlattı Sultan Kurt…
Fakülteden bir hoca bile çıkıp bir şey diyemedi, savunamadı.
Yeri gelmişken, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı’nın yıllar önce bir sohbetimizde söylediklerini hatırladım.
“Kıyamet maddi anlamda kopmamış olsa da üniversitelerde olup bitenleri görünce manen kıyamet kopmuş olabilir mi? diye de aklımdan geçiriyorum” demişti Fığlalı Hoca…
Prof. Dr. Fığlalı’nın, üniversitenin kurulmasındaki emekleri ödenemez. Büyük sermaye sahibi merhum Sıtkı Koçman’ı ikna edip yoktan var ettiği üniversiteye harcanan milyar dolarların kuruşuna tenezzül etmemiştir.
Fığlalı Hoca, hakiki bir bilim insanıdır. Dinler tarihi alanında dünyanın en iyilerindendir. 80’li yaşlara gelmiş olmasına rağmen yakın zamanda bir konferansını izledim. 20’li yaşlardaki genç beynine sahip olduğuna yemin edebilirim.
12 Eylül 1980 sonrası YÖK’le kurulan Dokuz Eylül Üniversitesi’nin Rektör Yardımcısı ve İlahiyat Fakültesi’nin ilk dekanı olan Prof. Dr. Fığlalı, Diyanet İşleri Başkanı olması teklifini “ben kendimi ülkenin geleceği ideal gençlerin yetişmesine adadım” diyerek düşünmeden reddettiğini de biliyorum.
Haa unutmadan, Fığlalı Hoca şunu da söylemişti bu kıyamet senaryolarına atfen… “Kötülük problemi” demişti, “Dinlerin temel sorunudur. Sıradan bir insanın kötülüğü büyük ölçüde kendine zarar verir. Ancak akademik dünyada, beyni iyi işleyen bilim insanının kötülük problemi kıyamet gibidir. Yıkıcı ve yakıcıdır.”
Ne kadar doğru. Bilinçli kötülük, bilerek, tasarlayarak; ötekini yok etmek üzerine kurulu bilimsel kötülük. Suç bilincini, bilimsellikle soslayıp uygulamaya koymak… Tanrı korusun!
Fığlalı Hocamın sözlerini şimdi daha iyi anlıyorum. Boşuna değilmiş hocanın “kıyamet” metaforu…
İslam dininde Hz. Peygambere atfedilen ezoterik, gerçek dışı ve sır gibi anlatılan kıyamet senaryolarının çoğunun da İsrailiyat mitolojisinden ibaret olduğunu derslerinde anlatması da.
Sen çok yaşa hocam. Senin gibi hocalar sayesinde kıyamda / ayakta duruyoruz.
Kıyametimiz hayır olsun!