Geçtiğimiz hafta Aydın Hedef Gazetesi olarak 30 Nisan günü Adıyaman’dan Aydın’a atanan Vali Osman Varol’u makamında ziyaret ettik.
Yaklaşık yarım saat süren ziyaretimizde Vali Varol’un, her ne kadar aslen Bayburtlu olsa da komşu ilimiz İzmir’de doğup büyümesi ve aynı zamanda Kuşadası’nda yazlığının da bulunması nedeniyle Aydın’a hiç yabancı olmadığına sohbetimiz çerçevesinde yakinen şahit olduk.
Daha önce Denizli Tavas’ta kaymakamlık yapan Vali Varol için Aydın’a atanmış olması, ilde dünden bugüne daha önce görev yapan Valiler özelinde bile bakıldığında Devlet Bürokrasisi içinde de büyük önem taşıdığı için mesleki taltif çerçevesinde ayrı bir anlam taşıyor.
Sahiden Osmanlı Dönemi’ndeki Mithat Paşa’dan Cumhuriyet Dönemindeki Efsane Vali Merhum Recep Yazıcıoğlu’na kadar kimler gelip geçmedi ki ilimizden Aydın Valisi olarak.
Bu isimler dışında bazı kararları tartışmalı da olsa geriye dönük bakıldığında hafızalarda iz bırakan Merhum Hüseyin Avni Coş’tan en son Aydın’dan Ankara’ya atanan Vali Yakup Canbolat’a kadar pek çok isim, bu kadim şehrin idari tarihinde derin izler bıraktı.
Dolayısıyla böylesine güçlü bürokratik belleğe sahip olan ilimizde valilik koltuğuna oturmak, sadece mesleki taltif değil, aynı zamanda omuza yüklenen oldukça zor ve sorumluluğu yüksek bir görev demek.
Zira Aydın, potansiyeli yüksek olduğu kadar çözüm bekleyen sorunlarıyla da yönetilmesi hassas bir şehir. Ancak gerçekleştirdiğimiz ziyarette gördük ki Vali Osman Varol, bu zorluğun fazlasıyla bilincinde ve en önemlisi, hıza ve zamanı doğru yönetmeye olağanüstü derecede önem veren bir devlet adamı.
Öyle ki, göreve atanma sürecini anlatırken bizimle paylaştığı şu sözleri de kendisinin çalışma disiplini ve şehre aidiyetinin daha kente gelir gelmez nasıl başladığının da aslında en net göstergesi;
“30 Nisan’ı 1 Mayıs’a bağlayan gece kararname çıktığında, daha sabah olmadan Kalkınma Ajansı’ndan Aydın ile ilgili tüm dokümanları istedim. O zamandan beri sürekli okuyor, rapor hazırlatıyor ve sunumlardaki tutarsızlıkları da bizzat düzelttiriyorum”
Peki, bu kadar hazırlıklı ve daha ayağının tozuyla ilimize gelir gelmez, taksi durağında, pazarda ve halkın içinde yakinen gördüğümüz bu kadar enerjik bir validen Aydın’ın beklentileri nelerdir? Dilimiz döndüğünce de bunları kısmen sıralayalım.
Aydın’da öncelikle yarım kalan kamu yatırımlarının süratle tamamlanması ve bürokratik süreçlerin hızlandırılması halkın en büyük beklentisidir.
Aydın Şehir Hastanesi’nin çevre yolları ve altyapı entegrasyonuyla birlikte tam kapasiteyle şehre kazandırılması, Aydın-Denizli Otoyolu'nun kent ekonomisine ve bağlantı yollarına olan etkilerinin doğru yönetilmesi de üzerinde durulması gereken süreçlerin başında geliyor.
Geciken her yatırımın halkın omzuna yük ve zaman yönetimini sekteye uğrattığının bilincinde olan Vali Varol’un bu anlamda şantiyelerdeki çalışma temposunu da bizzat kendi enerjisiyle hızlandıracağına inancımız tamdır.
Özetlersek; Yine zaman zaman tepkilerin odağında olan jeotermal kaynakların verimli ve çevreye zarar vermeden yönetilmesinden, organize sanayi bölgelerinin genişleme taleplerine, incir, zeytin ve kestane gibi stratejik ürünlerimizin markalaşma süreçlerinden, Aydın’ın tanıtımı noktasında antik kentlerimizin kültür turizmine 'dostlar alışverişte görsün' mantığıyla değil, doğru ve planlı projelerle kazandırılmasına kadar her adımda bürokrasinin hantal çarkları yerine Vali Varol’un dinamik vizyonu işlemelidir.
Netice olarak göreve gelir gelmez halkın içine karışarak sorunları bizzat yerinde gözlemleyip dinleyen Vali Varol, Aydın’daki görevinin henüz daha çok başında.
Kendisi kısa süren sohbetimizdeki anlattıklarıyla bu zor görevin üstesinden gelebilecek devlet tecrübesine sahip olduğunu da kısmen bizlere gösterdi.
Şimdi sıra, kentin tüm dinamiklerinin Vali Varol’un bu hızına ve enerjisine ayak uydurmasında.
Bu yazı vesilesiyle yeni görevinin, adeta atom karınca edasıyla çalışma temposuna sahip olan Vali Varol’a ve Aydın’ımıza hayırlı olmasını diliyorum.
Umarız göreve hızlı başlangıcı istikrarlı şekilde sürer ve Aydınımızın bazı önemli konularda adeta makus talihi haline gelen kronik hantallığı yerini kesintisiz icraat dönemine bırakır.