AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem’in, hakkındaki yasak aşk iddiaları nedeniyle kesin ihraç istemiyle disipline sevk süreci tamamlanmadan partisinden istifa kararı alan Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler için yorumu; ‘Olan oldu’ şeklinde basına yansıdı.
Aslında bu iki kelime bana sorulacak olursa bir kentin siyasi hafızasına kazınacak en ağır cümlelerden biridir.
Bugün magazinleşen iddiaların ötesine baktığımızdaysa asıl konuşulması gereken esasında varlığı yokluğu ilçesinde hissedilemeyen, siyaseten de silik bir şahsın partisinden apar topar istifası değil, o koltuğun temsil ettiği kutsiyetin sarsılmasıdır.
Ecdadımız belediye başkanlarına boşuna ‘Şehr-i Emin’ dememiştir. Bu sıfat, sadece çöp toplamak veya yol yapmakla kazanılmaz. Belediye başkanı aynı zamanda bir şehrin namusunu, malını, geleceğini ve güvenini emanet aldığı kişi demektir. Yani o kişi, şehrin en güvenilir ismi olmak mecburiyetindedir.
O nedenle de bir belediye başkanı, attığı her adımda aynı zamanda temsil ettiği halkın onurunu taşıdığını bilmelidir. Ne diyor Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; Siyasetin tek limanı ahlaktır. Bu bakımdan bir belediye başkanı için siyasetin rüzgarıyla değil, ahlakın sarsılmaz değerleriyle yol yürümek aynı zamanda farz-ı ayn hükmünde olmalıdır.
“Bana bir şey olmaz” kibriyle değil, “Halkıma ne cevap veririm?” mahcubiyetiyle hareket etmek de bu işin olmazsa olmazıdır.
Sürecin disiplin sevkiyle başlayarak acele bir istifayla sonuçlanması, siyaseten bir kaçış olarak görülebilir ancak toplumun nazarında bakıldığında eğer iddialar doğruysa durum daha net; Olmadı.
Bir kenti yöneten ismin, hizmetten yoksun yamalı bohça gibi delik deşik de olsa ilçesinin sokaklarında başı dik yürüyebilmesi için sadece hukuken değil, ahlaken de ibra edilmesi gerekir.
Şehr-i Emin sıfatına haiz olan bir başkan her şeyden önce güven veren sarsılmaz bir kale gibi olmak zorundadır.
Bunu karşılamayanlar da sırf, “parası var aracıya da iyi nakit akıtabilir”, “eli yüzü düzgün bizim adam, bizim oğlan”, “her türlü güdümlenebilir”, “imara aykırı ruhsat işleri kitabına uydurulup gördürülebilir” ve “genel merkezde hatrı sayılır ensesi kalın dostu çok” diye de türlü saiklerle hatırla gönülle partilerden başkan adayı olarak gösterilmemelidir.
Bu bakımdan “Olan oldu” diyerek konuyu kapatamayız! Olanın ne olduğunu değil, o makamın vakarının, ağırlık ve ciddiyetinin nasıl korunamadığını sorgulamaksa asli görevimiz olmalıdır.
Bu nedenle de siyaset kurumuna düşen bundan sonraki aday belirleme süreçlerinde sarsılan bu güveni yeniden inşa etmek için bünyesindeki çürük elmaları ayıklayacak feraseti göstermesidir.
Zira bir belediye başkanının en büyük projesi beton binalar, süslü parklar veya asfalt yollar değil, halkın gönlünde büyük bir güven de tesis edebilmesidir.
Köşk Belediye Başkanı şimdilik partisinden istifa etti ve hakkındaki iddiaları iftira olarak nitelendirerek hukuki süreç başlattığını duyurdu.
Bundan sonrası için süreç nereye evrilir, görevinden de istifa eder mi etmez mi bunu zaman gösterecek ama kendisinin partisinden istifasıyla ilgili açıklamalarının altına “Yanındayız” şeklinde gelen bazı yorumlara Köşk’te yaşayan bir vatandaşın cevabıysa beni daha çok düşündürdü.
Gelen yorumsa aynen şöyle; “Neyine yanında olacaksınız anlamıyorum. Çocuklarımızın oyun alanı yok, parklar kırık dökük, parklar park değil, yollar yol değil. Bu adam ne yaptı da Köşk için yanında oluyorsunuz, anlamış değilim”
İşte esasında bu yorum bile sözün bittiği yerdir anlayana ki bir atasözümüzde de geçtiği gibi “Lafın tamamı ahmağa söylenir”
Ortada zaten bir ‘Olmamışlık’ vardı…