Aydın’ın ve hatta Türkiye’nin belediyelerindeki yapı ruhsat izinleri özelinde rüşvete kapı aralayan, yolsuzluğa çanak tutan imar sorununu, yerel haramilerin inisiyatifinden kurtaracak olan en temel çözüm, geldiğimiz nokta itibariyle mevcut sistemin özündeki ‘vurguna meyilli görevli’ faktöründen arındırılmasıdır.

Bugün Türkiye’nin bir çok ilindeki belediyelerde adeta normalleştirilir boyutlara varan, hatta artık baklava kutularına dahi sığmayan para kulelerinin perde arkasındaki sosyal çürümeyi bir başka yazıda ele alalım.

Ancak dünyada belli başlı ülkeler yerel yönetimlerde yaptığımız araştırmalara göre, “tuzun kokmasını” engellemek için önemli mekanizmaları devreye sokulmuştur. Biz bu yazı vesilesiyle de yalnızca sorunu değil yaptığımız araştırmalar ışığında kendimizce çözümü masaya yatıralım.

Netice itibariyle Aydın’daki bir ‘X Belediyesi’nde sırf yaptırdığı bina inşaatına ruhsat izni almak için kendisinden 5 adet fiyatı da kallavi bilgisayar alınmasını isteyen ‘Mehmet Amca’ gibilerinin bir daha ‘Bunu da yazıver oğlum’ dememesi, bizim için de gazeteci olarak ayrı bir önem taşıyor.

CORENET X: İnsansız Denetim

Evet gelelim çözüm odaklı modellere; İlk olarak ‘Singapur Modeli’ni ele aldığımızda “Tek Kapı ve Sıfır Temas” (CORENET X) Dünyanın en şeffaf sistemlerinden biri olan bu ülkede bulunuyor. Müteahhit veya mimar ya da doğrudan yapı sahibi, belediye koridorlarında bilgisayar ya da ofis malzemesi pazarlığı yapmıyor, haliyle zaman zaman baklava kutuları da devreye giremiyor. CORENET adı verilen merkezi dijital sistem üzerinden 20’den fazla kurumun onayı tek bir gateway üzerinden alınarak sistem tamamen BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) tabanlı olarak işliyor.

Yani projeniz dijital bir model olarak ele alınıyor ve sistem imar yönetmeliğine aykırı bir durumuysa otomatik olarak reddediyor. Burada ‘Belediye Başkanı, Belediye Başkan Yardımcısı, Başkanın Hususi Ayakçısı ya da imtiyazlı memur beyin keyfi’ değil, algoritmanın doğruluğu esas alınıyor.

Çapraz Denetim Ağıyla Neşter

Almanya ve İskandinavya Modeli’ne bakarsak da durum çok iç açıcı diyebilirim; Örneğin bağımsız denetim ve çapraz kontrol ekseninde Almanya’daki ruhsat süreci yerel yönetimde başlasa da teknik denetim genellikle devletten bağımsız ama devlete karşı doğrudan sorumlu "Prüfingenieur" (Denetçi Mühendisler) tarafından yapılıyor. Bu mühendisler, projenin mevzuata uygunluğunu onaylarken kendi lisanslarını ve kariyerlerini ortaya koyuyor. Profesyonel bir çapraz denetim ağıyla çalışan ve karara varılan bu sistemde de siyasetin ince ayarı ve rüşvet çarkıyla iş gördürmek de imkansıza yakın.

Ne Yapılmalı?

‘Deprem Ülkesi’ olduğumuz gerçeğini de hesaba katarak Türkiye özelinde somut çözüm önerisinin ne olması gerektiğine baktığımızdaysa bence acilen ahbap-çavuş ilişkilerine değil liyakate dayalı bir “Ulusal Yapı Denetim ve Ruhsat Merkezi” kurulmalıdır.

Örneğin ‘Pilot Bölge’ ilan edilecek Aydın özelinden hareketle bakacak olursak, Türkiye genelinde “Yetki Devri ve Bölgesel Havuz” modeli hayata geçirilmelidir. Ruhsat onay yetkisi belediyelerden alınarak Bölge Müdürlüklerine yani örneğin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesindeki ‘Ege Bölge İmar Dairesi’ne devredilmelidir. Her proje dosyasına havuzdaki hangi denetçinin önüne düşeceği bilinmeyen bir algoritma ile atanmalıdır.

-Dijital "Rant" Filtresi- olarak adlandırabileceğimiz bir sistem de yürürlüğe sokularak imar planları ve ruhsat süreçleri ‘Open Data’ yani açık veri formatında halka açılmalıdır. Kimin hangi adada ne kadar emsal artışı aldığı, hangi belediyenin ne kadar “bağış” topladığı da tek tıkla görülebilmelidir.

“Haberim Yoktu, Alt Birimler Yapmış!”

Ruhsatın altına imza atan her bürokrat ve siyasetçi de yapının ömrü boyunca o binanın mevzuata uygunluğundan da şahsen sorumlu tutulmalıdır. "Haberim yoktu, alt birimler yapmış" mazereti hukuk önünde geçersiz sayılmalıdır.

Bundan uzunca bir zaman önce 10 yıl kadar Yunanistan’da yaşayan ve orada inşaat işi yapan bir büyüğüm de anlatmıştı; Verdiği bilgilere göre, orada yapıların ruhsat izinleri doğrudan Başkent Atina’daki Bakanlık’tan alınıyor. Bunun için de titizlikle geliştirilen ‘e-adeies’ adlı elektronik ruhsat altyapısı kullanılıyor.

Demek ki sistem orada ranta geçit vermeyecek şekilde doğrudan yerel değil merkezi yönetim üzerinden ve kitabına değil prosedür neyse uygulanarak işliyor.

Kirli Çarkın Gölgesinde Yükselen Geçit

Bugün baktığımızda ne yazık ki ‘Türkiye’de ve Aydın’da ‘İmar Rantı’na geçit var!’

Ve bu geçit, ne hukukun ne de kamu menfaatinin onayından geçiyor; aksine kapalı kapılar ardındaki pazarlıkların, denetimsiz inisiyatiflerin ve baklava kutularına sığdırılan bir kirli çarkın gölgesinde yükseliyor.

Oysa imar rantına açılan her geçit, aslında adaletin ve can güvenliğimizin önündeki en büyük engeldir.

Bu nedenle ya bu çarkı sistemin özünden söküp atacağız ya da Allah korusun bu rant enkazının altında hep birlikte kalacağız.

Söylemesi bizden!..