Aydın Sanayi Odası heyetinin geçtiğimiz günlerde Denizli Sanayi Odası ve özellikle Denizli Model Fabrika ziyareti bana sorulacak olursa satır aralarında çok daha büyük soruları beraberinde getirdi.

Denizli’deki girişime ve öncülüğe hayran kalan Aydın, kendi modelini ne zaman kuracak?

Denizli’de kurulan ‘Model Fabrika’ esaslıca bakıldığında klasik bir üretim tesisi değil orası anlayabildiğim kadarıyla daha çok bir zihin dönüşüm merkezi kıvamında tasarlanmış. Yani yalın üretim teknikleriyle israfı azaltarak verimliliği artıran, işletmelere adeta ikinci bir beyin kazandıran bir yapı niteliğinde.

Netice itibariyle de bugün sanayide rekabet artık üretmenin yanı sıra nasıl ürettiğinle de ölçülüyor. Denizli de bunu erken fark etti. Aydınımızsa yerinde saymayı ısrarla sürdürüyor.

Çünkü Aydın’ın sanayisine yön verenler için ucuz iş gücü piyasası yeni gelen yatırımlarla bozulmasın ve cebimizden şehrin vizyonuna değer katacak projeler vs. için bir kuruş dahi çıkmasın yaklaşımı her zaman daha muteber.

Bunu en basidinden şehrin bilimle ve inovasyonla atılım yapması için büyük önem taşıyan ve yıllardır barakadan bozma yapılar içinde bulunan Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Teknokent’e ne denli şaşı baktıklarını bildiğimiz için söylüyoruz.

Aydın Valisi Yakup Canbolat araya girmese daha çok şaşı bakmaya da devam edeceklerdi ama neyse ellerini kısmen de olsa taşın altına ADÜ Teknokent’e yeni bina kazandırılması için koymuşlar. İçlerinden ilimizdeki bazı OSB’lere çöreklenenlerden bir takım zevat ‘Ne gerek vardı buna?’ deyip burun kıvırsa da Aydınımızın üniversitesine yakışan bir ADÜ Teknokent binası umuyoruz ki en kısa zamanda hayata geçecek.

Tabi bina tek başına bir anlam ifade etmiyor. Sahiplenilmesi ve içinin nitelikli projeler, yeni yatırım ve girişimlere olanak tanıyacak gerçek üretim aklıyla da doldurulması şart. Aksi halde güzel bir betonarme binamız daha yükselir ama vizyon yerinde saymaya devam eder.

İşte tam bu noktada Denizli’de ‘Model Fabrika’ya hayran kalarak ilimize dönen Aydın Sanayi Odası (AYSO) Başkanı Gökhan Maraş’ın önünde aslında tarihi bir fırsat duruyor. Aydın için birebir kopya ‘Model Fabrika’ değil, esaslı bir “Aydın Modeli” gerekiyor.

Peki bunu nasıl mı yapalım? Kendimce açıklayayım; Baraka yerleşkesinde uzun yıllar kabuğuna çekilmekten vizyon körelmesi yaşayan AYSO öncülüğünde bir merkez kuralım ve adını ‘Aydın Tarım Sanayi Entegrasyon Merkezi’ (ATASEM) koyalım.


Kuracağımız bu merkezin ortaklık yapısına eğer mümkünse Aydın Ticaret Odası, Aydın Ticaret Borsası ile ildeki diğer meslek odalarıyla hatta ziraat odalarını, organize sanayi bölgelerini ve ADÜ Teknokent’i de dahil edelim.

Bu merkezin içinde ilimizdeki küçük işletmelerin büyük sıçrama yapabileceği deney alanları oluşturarak ‘KOBİ Dönüşüm Laboratuvarı’nı da hayata geçirelim.

Madem yıllardır Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescilli incirimiz, kestanemiz ve çam fıstığımız gibi tarım ürünlerimizin katmadeğer kazandırılmamasına hayıflanıyor ve en basidinden kestanemizin Bursa’da şekere dönüşüp değerlenmesine içerliyoruz alın size tarihi fırsat.

Bu ürünleri sadece işleyen değil, katma değerli ürüne dönüştüren üretim simülasyonları yapılması noktasında da zaman zaman sıklıkla duyduğumuz ‘Agro-teknoloji ve gıda inovasyonu’ kapsamında Aydın’ın artık atılıma ihtiyacı olduğu su götürmez bir gerçektir.

Alın size öneri; ATASEM’i hayata geçirin.
Denizli Model Fabrika’dan Aydın sanayisi olarak yararlanmak istediklerini söyleyen Gökhan Maraş bana kalırsa önerdiğim bu merkezle alakalı herhangi bir atılımda da bulunmayacak, hatta belki de içinden çok iyi bildiği o İtalyanca argosuyla ‘Che palle!’ (ne karın ağrısı işler bunlar) deyip geçiştirecektir ama biz yine de tarihe not düşelim. Belki de bir gün Aydınımız için dertli birileri ‘Neden olmasın?’ deyip işe koyulur.

Netice olarak Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu’nun ziyaretin sonunda Gökhan Maraş’a Denizli’nin simgesi olan ‘Horoz Heykeli’ni takdim ederken oraya eli boş giden bizim heyetimizin en azından Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescilli bir sepet ‘Aydın İnciri’ ya da bir ‘Efe Heykeli’ götürememesinde de saklı ve iç acıtıcı cevaplar bulunuyor.

Bu küçük detay bile aslında çok şey anlatıyor; Aydın, değerini ortaya koyamıyor! Aydın’ın öz değerlerini ortaya koyması gerekenlerin en ufak böyle bir dertleri de yok! Şahsi ikballerini daha da parlatmak dışında bu memleketin tanıtımıymış ya da atılımıymış umurlarında bile değil!

Oysa Aydın artık esaslıca iradesini ortaya koymak zorundadır.

Sonuç olarak önümüzde iki seçenek var; Aydın ya kendi modelini kurup kaderini değiştirecek ya da başkalarının kurduğu modelleri izlemekle yetinecek.

Başka yolu yok!

‘Aydın Modeli’ Ve ‘Che Palle’(!)