‘Dijital Gözetim Kapitalizmi’ küresel teknoloji devlerinin cep telefonlarına yükledikleri sosyal medya uygulamaları vasıtasıyla ‘her davranışımızı izleyip, depolayarak’ iyice yaygınlaşıyor.
Bugün sosyal medya adı altında gerçekleştirilen, kitlelerin her davranışını izleyip, depolamaya yönelik bu çalışmanın; Amerikan Savunma Bakanlığı ‘PentAgoN’a bağlı, askeri alanda kullanılabilecek, dünyayı değiştirecek transformasyonel yeniliklere odaklanan, çığır açıcı ve yenilikçi teknolojiler geliştirmek amacıyla 1958 yılında kurulmuş DARPA (Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı) tarafından başlatıldığını hatırlatayım.
İnternetin ilk temeli olan ARPANET'ten (Advanced Research Projects Agency Network/İleri Araştırma Projeleri Ajansı Ağı) GPS teknolojisine kadar dünyayı şekillendiren birçok sistemi hayata geçiren bu DARPA'nın projelerinden biri olan LifeLog da “nedense” bugün adına Facebook denilen yapı ile “ikiz kardeş” gibi benziyordu.
Arama motorunda Aİ (Yapay Zeka) moduna bunu sorsanız, size “tesadüf” diyecek!
Ben sordum, öyle dedi:
“Facebook, ABD Savunma Bakanlığı (DARPA) tarafından geliştirilen askeri bir proje olarak kurulmadı. Platform, 2004 yılında Harvard Üniversitesi öğrencisi Mark Zuckerberg ve arkadaşları tarafından, öğrencilerin birbirleriyle iletişim kurması amacıyla üniversite içi bir sosyal ağ olarak kuruldu. Bu konudaki iddialar, “tesadüfi” bir zamanlamaya dayanır. DARPA, bir bireyin günlük yaşamındaki tüm etkinlikleri ve iletişimleri dijital olarak kaydetmeyi amaçlayan LifeLog isimli askeri veri toplama projesini 4 Şubat 2004'te resmen iptal etmiştir. Tamamen bir tesadüf eseri, Mark Zuckerberg de The Facebook adlı siteyi aynı gün (4 Şubat 2004) yayına almıştır.”
Aİ işte! Şaşırmadık tabii ki...
Sahibinin sesi! Ne desin?
Ama...
Bu nasıl bir tesadüftür, Allah aşkına...!
Kamuoyu baskısı ile 04.02.2004 tarihinde iptal edilen “askeri amaçla veri toplama çalışması” olan LifeLog projesinin birebir aynısını Mark Zuckerberg adlı bir sivil, tam da aynı günde “Sözü, söylenenden başka bir şekle sokuyor” ve Facebook adı altında 04.02.2004 tarihinde hayata geçiriyor!
Evet evet... tam da öyle...
‘Dijital Gözetim Kapitalizmi’ tıpkı gıdayı doğal olmaktan çıkarıp GDO’lu hale getirdiği gibi... “Sözü, söylenenden başka bir şekle sokarak”... Uydurdukları masallarla sosyal medya yataklarında uyuttukları insan kitlelerini distopik bir geleceğe, otoriter-totaliter bir sisteme sürüklüyor.
Herkes ve her şey hakkında büyük miktarda verinin otomatik olarak toplanmasına dayanan ve hedeflenen biçimleriyle insan davranışlarını tahmin etmeyi hatta değiştirmeyi amaçlayan ‘Dijital Gözetim Kapitalizmi’, kitleleri yönetmek ve kontrol etmek için biçilmiş kaftan.
Görünen o ki bu teknoloji şirketlerinin oluşturduğu susuz, topraksız, ağaçsız, hayvansız, havasız hatta insansız sanal dünyadan vazgeçemediğimiz sürece tüm dünyalılar olarak Dijital Gözetim Kapitalizmi’nin esiri/oyuncağı olacağız.
Kısacası; oturduğumuz yerden ‘çalışmamızı, alışveriş yapmamızı eğlenmemizi, sosyalleşmemizi’ sağlayanların, sonsuz internet vaat edenlerin sunduğu ‘gelecek ufku’ hiç insani değil.
İnsani değil, çünkü insanı sadece milyarlarcasının içinde sadece “sayısal” bir veri olarak gören bir “gelecek” bu!
Küresel teknoloji devleri eliyle cep telefonlarından “yönetilen” insanın varlığı Dijital Gözetim Kapitalizmi için sadece bir sayısal varoluş.
Bu çağdaki insanın kendisini “özgür bir varlık sanma yanılgısını” bundan yaklaşık 5 yıl önce “pandemi” sırasında yazdığım bir yazıda “havalı olsun diye” İngilizce ‘Digital Existence Tragedy’ olarak isimlendirmiştim...
‘Sayısal Varoluş Faciası’!
Bu sahte varoluşun dehşetine katlanabilmesi gerçeğin farkına varmaması için de ‘bazı şeyler’ ona (insana) görkemli ve güzel olarak “zannettiriliyor”...
... Sonra da bu bazı şeylerin tanımına uyan her şey, çeşitli aktivitelerle / eğlentilerle / duygularla...
Hatta özgürlükle / kurtuluşla / vatanla / milletle / isyanla / devrimle / anarşiyle... Ve dahi itikatle / imanla / inançla...
....“bulanarak/sıvanarak/soslanarak” sunuluyor…
Kendisi yaptı “zannediyor” mesela insan her yaptığını!
Önüne düşen videoları, beğenip aldığı elbiseleri, yediğini, içtiğini...
... partisini, başkanını, sendikasını...
... kendisini yönetsin diye liderini...
“Kendi seçti” sanıyor, insan!
Bu “yanılsama” içerisinde kesin olan tek şey var; o da yanılsamanın kendisi...
Bir yanılsama içerisinde insan…
Yine “şimdiye gelmiş gelecekte”, “geçmişte gerçekleşen bir trajedinin benzeri” ile “yaşamaya” devam ediyor insan…
Beynini yiyorlar, ama “yaşamaya” devam ediyor!
Hazlar, arzular, zevkler, konserler, filmler, eğlenceler, ideolojiler, idealler, inançlar, politikalar, partiler ile...
Narkozlanmış... uyuşturulmuş...
O yüzden farkında değil, ama...
Beynini yiyorlar!
Tıpkı binlerce yıl önceki Zerdüştlüğün kitabı Avesta’da adı geçen zalim Dahhak’ın yılanlarının insan beyni yediği gibi!
Zaten nedir şu Adem’in yılandan çektiği yahu!
‘Dijital Gözetim Kapitalizmi’ çağında tamamen manipüle edilebilir robotlar haline dönüştürülen insan tam da A.Tarkovski’nin Andrei Rublev filminde “İnsanlık zaten aptallığa ve alçaklığa teslim edildi ve şimdi sadece kendini tekrarlıyor” dediği noktada...
Hülasa!
Bitmez bu insanın aptallığa ve alçaklığa teslim olma trajedisi... dedikten sonra...
Yahya Kemal Beyatlı’nın “Bu ufuklar avutur ruhu saatlerce, fakat / Bir zaman sonra derinden duyulur yalnızlık” mısralarıyla bitirecektim!
Lâkin...
Dahhak’ın yılanlarının insan beyni yediği gibi beynini yiyorlar, ama “yaşamaya” devam ediyor, narkozlanmış insan! Kendisini yönetsin diye liderini “kendi seçti” sanıyor, narsist insan!...
... gibi cümleler kurunca yukarıdaki paragraflarda...
Yaşar Kurt’un şarkısı çalmaya başladı kafamda...
Onun sözleriyle bitirelim o vakit!
“ Beynimi yiyorlar anne! Beynimi yiyorlar / Kapat televizyonu anne! Seni de kandırıyorlar / Oyunu verme anne! Oyuna gelme anne ”
Kendisini yönetsin diye, liderini “Kendi seçti” sanıyor, insan!
Mehmet Aktaşgil
Yorumlar
Trend Haberler
Aydın Denizli karayolu trafiğe kapatıldı
CHP Aydın Milletvekili Tezcan'dan istifa kararı!
İzmir merkezli skandalın Aydın ayağı ortaya çıktı!
Aydın’da alarm! O ilçeler için kuvvetli yağış uyarısı
Söke’deki vahşette kahreden detay!
KADES çağrısına müdahale için gitmişti: Aydın’a şehit ateşi düştü!
Reklam