Ana sınıfı, yani 0–6 yaş dönemi, beynin gelişiminin yüzde 80 oranında tamamlandığı çok kritik bir dönemdir. Bu dönemde yapılan her etkinlik, çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimini de doğrudan etkiler.
Sanat etkinlikleriyse beynin her iki lobunu birden çalıştıran en değerli araçlardandır. Sağ lob hayal gücünü, duyguları ve yaratıcılığı desteklerken, sol lobsa el-göz koordinasyonu, denge, dikkat ve matematiksel düşünme gibi becerileri güçlendirir.
İşte bu yüzden ana sınıfında yapılan sanat etkinlikleri sadece bir süsleme aracı değil, çocuğun beyin gelişiminin temel taşıdır. Fakat son yıllarda sanat etkinliklerinin amacından uzaklaştığını görmek üzücü.
Panolara süs olsun diye yapılan, öğretmenin çizip kestiği, çocukların yalnızca yapıştırma veya boyama aşamasına dahil edildiği etkinlikler, çocuğun üretim sürecine değil, sonuca odaklanması nedeniyle aslında sanatı bir gösteriye dönüştürüyor.
Bir başka dikkat çekici durum da öğretmenler arasındaki “en iyi sanat etkinliğini kim yaptı” yarışıdır.
Kim daha çok etkinlik yaptı, kim daha muntazam çalıştı, kim velilere daha dolu bir plan gönderdi…
Ancak bu yarış sürerken kimse şu soruyu sormuyor: “Peki çocuk bu süreçte gerçekten öğreniyor mu, gelişiyor mu, mutlu mu?”
Oysa araştırmalar, çocukların aktif olarak katıldığı, denediği, hata yaptığı ve yeniden ürettiği sanat etkinliklerinin, beyin gelişimine yüzde 20–25 oranında katkı sağladığını gösteriyor.
Ama çocuğun yalnızca “yapıştırıcıyı tutup kartonu panoya koyduğu” bir etkinlik, beyinde neredeyse yüzde 5–10’luk yüzeysel bir etki oluşturuyor. Yani aslında bu tür etkinlikler beyin gelişimi açısından neredeyse işlevsiz hale geliyor.
Oysa geleceğin ‘Salvador Dali’si, ‘Van Gogh’u ya da ‘Frida Kahlo’su, bu tür etkinlikler yerine aslında sadece bir fırçaya, biraz özgürlüğe ve hayal gücünün uçsuz bucaklığına da alan açacak daha özgün bir derse ya da etkinliğe ihtiyaç duyuyor.
Sanat etkinlikleri esasında çocukların iç dünyasını, hayal gücünü ve düşünme biçimini şekillendiren yaşamsal bir deneyimdir. O yüzden panolar değil, çocukların zihinleri süslenmelidir.
Çünkü gerçek sanat, öğretmenin elinde değil, çocuğun kalbinde, zihninde ve dokunduğu her renkte gizlidir.