Ülkemizde ara eleman açığı yani nitelikli personel açığı sorunu günden güne artarak devam ediyor. Özellikle sanayileşmenin ve hizmet sektörünün geliştiği ülkelerde gençlerin beyaz yakalı olarak tanımlanan meslek gruplarına yönelme isteği ne yazık ki üretim alanında yani beceriye dayalı işlere karşı ilginin, yönelmenin ve isteğin azalması sonucu inşaat ustasından mobilyacıya, kaynakçıdan terziye birçok alanın iş gücü tarafından kabul görülmemeye başlaması özellikle ülkemiz gibi gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler adına ciddi anlamda sorunlara gebe olabilecek türden bir sorun.
Baktığımız zaman; pandemi anksiyetesi ve sonrası cereyan eden savaşlar anksiyetesi ile birlikte gerek bölgemizde gerekse de dünyada yaşanan ekonomik belirsizlikler sonucu artan enflasyonun sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir mesele olarak da karşımıza çıktığı ve bu sürecin etkisiyle birçok sektörde istihdam kayıplarının yaşanmaya başlanıldığı günümüzde özellikle ülkemizde iş arayan sayısının yüksek olduğu bir dönemde işverenlerin de uygun adayları bulamaması ciddi bir çelişki durumudur.
Bu noktadan baktığımızda bugün iş problemimiz yok, aslında nitelikli eleman problemimiz var. 'İş bulma sıkıntımız yok, iş gücü piyasasının aradığı vasıfta eleman sıkıntımız var' diyebiliriz aslında. Bu kapsamda sektör yetkilileri ile görüşüldüğünde özellikle gençlerin iş beğenmediği ve üretime ya da beceriye dayalı alanlarda çalışmak istemediklerinden yakındıklarına şahit olmaktayız. Ayrıca ara eleman meslek gruplarının maaşları ve çalışma şartları hakkında da net bilgi sahibi olmayan gençlerin beyaz yakalı iş alanlarına yöneldikleri hususunda bir öngörü de mevcut.
Tabi bu öngörüler üzerine gençlerimizi eleştirmek te haksızlık olur. Eğitim programları, iş dünyasının istihdam gereksinimine göre değil de diploma statüsüne göre belirlendiği, ailelerin çocuklarının kariyer planlamalarında akademik kariyer ve yahut beyaz yakalı iş alanları tercihi noktasındaki baskın etkileri, bunun yanında sosyal çevrede beyaz yakalı ya da mavi yakalı olmanın yarattığı statüko etkisi ve çeşitlendirebileceğimiz nice etki sonucu ne yazık ki gençlerimiz; gönüllerinin ve becerilerinin istediği yere değil de sadece sınavlar sonucu sahip oldukları puanlarının yettiği yere gidebiliyorlar. Bu da özellikle ülkemizde, müfredatların çoğu zaman teorik bilgiye dayalı kaldığı birçoğunda ise lise 4 eğitim düzeyini aşmayan eğitimin ve öğretimin verildiği, sayısı 200’ü geçen üniversitelerde yığılmalara ve popüler meslek gruplarına karşı oluşan bu yoğun ilgi sonucunda da işgücü piyasasında arz talep dengesinin bozulmasına sebep vermektedir. Bunun neticesinde de işsizlik ve işsizlikle mücadele ülkemizin devamlı en güncel sorunu olmaya ne yazık ki devam etmektedir.
Güncele baktığımızda eğitim ve istihdam uyumunun eylemdeki uyumsuzluğu, nitelik uyuşmazlığı, bölgesel dengesizlikler, çalışma koşulları ve maaş dengesizliği, usta çırak kültürünün zayıflaması, mesleki ve teknik eğitimin ikincil bir tercih olarak düşünülmesi, kalkınma planındaki yeşil ve dijital dönüşümün etkisi, üniversite-sektör-sanayi işbirliklerinin yapısal bir zorunluluk olarak değil de bir tercih olarak görülmesi ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde nitelikli iş gücü açığının oluşmasına ve bunun neticesinde ülke ekonomisinin rekabet gücünün birçok sektörel alanda doğrudan olumsuz etkilenmesine ayrıca ihracat hacminin artırılmasında, kaliteli üretimde ve küresel pazarlarda rekabet avantajının da olumsuz şekilde etkilenmesine sebep verecektir.
Bu sebeple yakın geleceğin dünyasında güçlü bir varlık göstermek istiyorsak nitelikli eleman açığının en görünür olduğu alanlara sağlıklı çözümler üretmeli, salon toplantıları ve söylemsel adımlar yerine Teknofest gibi mesleki yetenek yarışmaları ve bu yarışmaları destekleyen mesleki eğitim kurumlarının ve paydaşlarının varlıklarının çoğaltılması hususunda gerekli adımları atmalı ayrıca kadrolar ve imkânlar bakımından mahrum bırakılan “meslek liselerinin memleket meselesi” olarak görülüp, sanayi ve hizmet sektörlerinin ihtiyaç duyduğu nitelikli ara eleman ihtiyacını karşılayarak ülke ekonomisinin büyümesinde önemli rol oynayan meslek liselerine gerekli ilgi ve önem verilmelidir.
Unutulmamalıdır ki ülkemizin en güçlü enerjisi ve beşeri sermayesi gençlerimizdir ve gençlerimiz geleceğimizdir. Ayrıca unutulmamalıdır ki nitelikli Türk gençliği, güçlü Türkiye demektir ve nitelikli gençlik, ülkemizin ve milletimizin kalkınma ve gelişme potansiyeli noktasındaki en önemli unsurlarından biridir. Dileriz bu hususta gerekli adımlar daha sağlıklı şekilde atılmış olur. Selam, sevgi ve hürmetlerimle.