Türkiye’nin su stresinden su fakirliğine geçiş riskine karşı stratejik yol haritası olan ve ülkemizin su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi amacıyla 192 kurum ve kuruluşun katkısıyla toplam 752 görüş değerlendirilmesi ile hazırlanan Ulusal Su Planı (2026-2035) 14 Mart 2026 tarihinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanarak, yürürlüğe girdi.
Tarım, sanayi ve içme suyu arasındaki dengenin kuraklık riskleri gözetilerek yeniden yapılandırılmasının planlandığı, şebekelerde yüzde 30 seviyelerine ulaşan kayıp-kaçak oranlarının minimize edilmesi ve sanayide suyun geri kazanımının önceliklendirildiği stratejik planlamanın ana başlıkları arasında kurumsal düzenlemeler, iklim değişikliğine uyum, su verimliliği, dijitalleşme ve su yatırımlarının planlanması yer aldı.
Bu kapsamda yapılan araştırmalara göre özellikle bölgemizde yağış miktarlarında yaklaşık %30 oranında azalma ile birlikte sık ve uzun süreli kuraklık olaylarının yaşanması, 2030 yılına kadar ise ortalama sıcaklıkların mevcut duruma kıyasla 1,75 'C (santigrat derece) artması beklenmektedir. Bu sebeple de kullanılabilir su potansiyelinin mevcut duruma göre %18,7 azalması da öngörülmektedir. Bu noktada öngörülen riskler dolayısı ile alınacak tedbirler neticesinde;
İçme suyu kayıpları 2030’da %25'e, 2050’de %10’a indirilecek.
Kişi başı günlük su tüketimi 2030’da 120 litre, 2050’de 100 litre olacak.
Sanayide su kazanımı 2030’da %30, 2050’de %50 oranında hedefleniyor.
Tarımsal sulama randımanı ise 2030’da %60'a, 2050’de %65’e çıkarılacak.
Bunun yanı sıra %79 kullanım oranıyla en yoğun su kullanımının yaşandığı tarım sektöründe vahşi sulama yöntemlerinin terk edilerek basınçlı ve akıllı sulama sistemlerine geçiş sürecinin hız kazanacağı ve arıtılmış atık suların tarımda kullanımı ve deniz suyu arıtma teknolojilerine yatırımlar gündemde olacak. Ayrıca suyun idari sınırlar yerine doğal havza sınırlarına göre yönetilmesi esas alınacak. Bu noktada su verimliliği strateji belgesi ve eylem planı gereğince tarımsal sulama randımanı 2030’da %60'a, 2050’de ise %65’e çıkarılacak.
Önceleri karbon yakıtlar ve petrol için yapılan savaşların günümüzdeki en önemli sebebi olan suyun öneminin bölgemizde ve dünyada cereyan eden savaşlarla yeniden anlaşıldığı bir dönemde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da ifade ettikleri gibi su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek, ülkemiz için bir tercih değil, bir milli güvenlik meselesidir. Bilinen bir gerçektir ki ülkemiz su zengini bir ülke değildir, aksine su stresi ve kimi bölgelerinde su fakirliği yaşayan bir ülkedir dolayısı ile şimdiden gerekli tedbirlerin alınmaması yakın gelecekte ülkemizin ve insanımızın ciddi sıkıntılarla karşılaşmasına sebep olacaktır.
Dileriz su kalitesini iyileştirmek ve atık su alt yapısını güçlendirmek amacı ile sürdürülebilir çözümler sunan ulusal su planı ülkemize ve bölgemize hayırlı olur ve geçmiş stratejik planların performans raporları göz önünde bulundurularak öngörülen hedeflere tam anlamı ile ulaşılır. Unutulmamalıdır ki su gelecektir ve akıp giden geleceğimizin elinden tutmak herkesin en asli görevidir. Selam, sevgi ve hürmetlerimle.