Evet yeni bir yıla girerken herkes gibi ABD Başkanı Trump'ın da bir yeni yıl mesajı vardı. Bir gazetecinin kendisine sormuş olduğu "Yeni yıl için verdiğiniz bir karar var mı?" sorusuna "Evet var. Barış. Dünyada barış." yanıtını veren Trump bu sözlerinden 3 gün sonra “Dünyanın jandarması” sahtekarlığı rolü ile ABD emperyalizminin orman kanunlarını devreye sokarak Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu “esir aldı.
Maduro, Venezuela'nın başkenti Caracas'a düzenlenen saldırılardan yaklaşık 12 saat önce Çin heyetiyle görüşmüştü ve başkentteki Miraflores Sarayı'nda Çin'in özel temsilcisi Çiu Şiaoçi başkanlığındaki Çin heyetiyle yapılan görüşmede iki ülke arasındaki iş birliği ele alınmıştı.
Venezuela ve Çin arasında imzalanan 600'den fazla ikili anlaşmanın gözden geçirildiği, enerji, ticaret ve altyapı gibi alanlarda iki ülke arasında devam eden yakın işbirliğinin değerlendirmeye alındığı toplantı sonrası Maduro'nun ve ailesinin esir alınması kimilerine göre sadece Venezuela halkına değil Çin ve Rusya ile birlikte bu iki ülke öncülüğündeki Doğu Blok'u ülkelerine de verilen bir mesaj niteliğinde kimilerine göre ise çok kısa süre zarfında yapılan bu operasyondan ve Trump'ın operasyon sonrası yapmış olduğu "Çin operasyonla alakalı sorun çıkarmayacak." açıklamasından yola çıkarak Çin'in de bu operasyondan haberdar olduğu ve danışıklı bir ABD-Çin işbirliğinin söz konusu olduğu yönündeydi.
Peki madem ki ABD ve Çin bu operasyondan karşılıklı haberdardı neden aylardır ABD askerleri tarafından uluslararası sularda Venezuela'dan Çin'e ulaştırılmak üzere milyonlarca varil petrol taşıyan tankerlere hukuksuzca el konuldu?
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi Venezuela'nın petrol üretimi 2025 yılında günde 1,1 milyon varil civarında sabitlenmiş ve nakliye verilerine göre, ihracatın yüzde 80'inden fazlası haziran ve ekim ayları arasında Çin'e gönderilmiş ise bu veri ışığından yola çıkarsak ABD'nin Venezuela'ya saldırısı ve Maduro'yu esir alması petrol arzını ve fiyatını kontrol etmek amacı taşımaz mı? Ya da Çin ile girilecek hegemonya mücadelesinin kazanılması yönünde yapılmış bir hamle sayılmaz mı?
Bana soracak olursanız yakın zamanda ABD benzer bir kalkışma ile Meksika'ya da bir girişimde bulunacak ve küresel ticaret savaşları açısından su geçiş bölgeleri çok önemli bu sebeple Çin'in Panama kanalı üzerindeki etkisini tamamen kırmak isteyecekler ayrıca Trump'ın 18 Aralık’ta Venezuela hakkında yaptığı "Petrol haklarımızı elimizden aldılar. Orada çok petrolümüz vardı. Şirketlerimizi oradan çıkardılar. Ve biz onu geri istiyoruz." açıklaması da bu saldırıların asıl ana sebeplerinden birinin ne olduğunu net bir şekilde açıklar durumda. Ayrıca ABD Kongre Üyesi Maria Elvira’nın “Venezuela Amerikan petrol şirketleri için adeta bir bayram alanı olacaktır, trilyon dolarlık bir fırsat.” açıklaması da ABD’nin demokrasi ve yardım başlığı altında dışa dönük askeri müdahalelerinin arkasında yatan asıl amacının ne olduğunu tekrar, yine ve yeniden en net haliyle açıklar durumda.
Ez cümle seçim kampanyası “savaşları bitirmek” ve yeni yıl mesajı “Dünya Barışı” olan Trump, önce “Savunma Bakanlığını Savaş Bakanlığı” olarak değiştirdikten sonra yeni yıla da savaşla başladı. Yani Dünyada küresel ticaret savaşları emperyal güçler tarafından küresel yağma düzeni ile devam ediyor. ABD yörüngesinde hapsolmuş iç krizlerle boğuşan Avrupa’nın hasta adam olduğu dönemde üç emperyal güç ABD, Çin ve Rusya’nın küresel ölçekte uzaklarında değil de bölgesel ölçekte yakınlarındaki Venezuela’ya, Tayvan’a ve Ukrayna’ya saldırılarını tamamen enerji jeopolitiği ve küresel ticaret savaşları noktasından okumakta fayda vardır.
Tüm bu yaşananlara bakıldığında ülkeler açısından güçlü liderin, güçlü ordunun, güçlü savunma sanayinin, güçlü istihbaratın ve güçlü diplomatik ilişkilerin ülkeler, milletler ve gelecekleri açısından ne kadar önemli olduğuna bir kez daha şahitlik ediyoruz. Bu kapsamda gücün, hukukun önüne geçtiği uluslararası hukukun ve insan haklarının hiçbir işlevselliğinin ve geçerliliğinin kalmadığı, kendi güvenliğini ve bütünlüğünü koruyamayan, dışa bağımlı, dıştan medet umanların ayakta kalamadığı yeni dünya düzeninde her alanda tam bağımsız büyük ve güçlü bir Türkiye’nin ve Türk Dünyası’nın inşasının Türk İslam Dünyasının huzuru, refahı ve güvenliği açısından ne kadar önemli olduğunu ve bu uğurda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen ilişkilerin, çalışmaların, projelerin ve hedeflerin ne kadar kıymetli olduğuna bir kez daha şahitlik ediyoruz.
Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir dünyada yaşama dileği ile…