Evet, insanlık tarihinin en büyük depresyon yıllarını yaşadığı zamanlardayız. Evde, sokakta, iş yerinde, hayatın aktığı her alanda herkesin herkesten ve her şeyden memnun olmadığı, şikayetçi olduğu fakat şikâyet sebebi üzerine çözüm üretme noktasında sorumluluk almadığı samimi vicdan muhasebesinin yerini dijital vicdanın aldığı bir zamanda yaşıyoruz.
Kendimizden başlayarak günü geldiğinde işimizden, çevremizden, kimi zaman parçası olduğumuz toplumumuzdan, kimi zaman ise dünyadan tabi bunun içine yaşadığımız şehri ve siyasileri, siyasetçiler ve yöneticileri de dahil edersek dahil olduğumuz her şeyden ve herkesten daima şikayetçiyiz. Peki şikayetçi olduğumuz kadar şikâyet sebeplerimiz üzerine neler yapıyoruz? Çözümler üretip sorumluluk mu alıyoruz yoksa sadece konuşuyor muyuz?
Aslına bakarsak şikâyet edenler gerçek anlamda sorumluluk alan kimseler değildir. Bence asıl sorumluluk sahibi kimseler sorunlar üzerine şikayetçi değil de dertli olanlardır. Çünkü şikayetçi olmak bir konuda emek vermeden sadece sahte vicdan okuması yaparak bir kurtarıcının gelmesini beklemek geliyor bana ama dertli olan kimse kurtarıcı kimsenin kendisi olduğunun farkında olan kimsedir. Bu yüzden şikâyet etmek yerine şikayetçi olduğumuz konunun ve yahut sorunun ya da eleştiri noktasının dertlisi olursak sorunlar ve yahut şikâyet sebeplerimizin çözümünün kendimizden başladığı bilinci ve sorumluluğunda oluruz. Sorumlu bir birey ya da vatandaş olmanın yolunun da dertleniyor olmaktan geçtiği düşüncesindeyim.
Bir gün arif bir kişi doktora gider ve doktor sorar:” Şikâyetiniz nedir?”
Arif kişi cevap verir: “Şikâyetimiz yoktur, derdimiz vardır.”
Evet, özellikle pandemi sonrası tanıştığımız yeni normalimiz sonrası insani, ahlaki ve vicdanı olarak değerlerimizden günden güne uzaklaştığımız şu zamanlardan yeni bir hastalığımız daha eklendi hastalıklar, sorunlar ve sıkıntılar silsilemize. Şikâyet etmek…
Herkes yaşadığı zorluklardan, sıkıntılardan, sorunlardan, düzensizliklerden şikayetçi. Peki çözüm nedir? Tabi ki çözüm çok basit herkes kendi payına düşen sorumluluğu yerine samimiyetle getirse ortada sorun ve sıkıntı kalmaz kimsede ortada şikâyet edecek bir sorun bulmaz, bulsa bile en azından sorunlar sayısı aza indirgenmiş olur.
Örnek verecek olursak; bir belediye başkanı şehrinin sorunlarına dertli, bir vicdani sorumlulukla, ciddiyetle ve samimiyetle eğilse, hizmet etmeyi bir görev yeri değil emanet yeri olarak görse ve attığı her adımı, yapacağı her çalışmayı samimiyetle atsa, üzerine düşen görev ve sorumluluğu hakkaniyetle istikrarlı bir doğruluk ve ahlak kanununa itaatle yapsa biz de vatandaş olarak ne yollardan, ne alt yapıdan, ne trafikten, ne çevre kirliliğinden ne de milyarlarca lira vergi toplanılıyor olmasına rağmen seçim zamanı öngörülen bütçeler doğrultusunda verilmiş sözlerin yerine getirilmemiş olmasından ve yapmış oldukları fakirlik edebiyatın şikayetçi olmayız.
Ya da her Cuma camide vatandaşın sadakasına ihtiyaç duyan milyarlarca lira bütçeye sahip diyanetin ve yahut vakfın yapılacak camilerin zemin katında küçük dükkanlar inşa edilerek ve o dükkanlardan edilecek kiralarla hem cami giderleri karşılansa fazlası ile mahalle sakinlerinin ihtiyaçlarının giderilmesi öngörülse, cami içi temizliğe ve cami cemaatinin cami adabı noktasında bilinçlendirilmesi noktasında çalışılsa camiye gelen vatandaşa da şikayet sebebi kalmaz.
Ya da bir hastanenin başhekiminin kendi kariyer planlamasına gösterdiği ehemmiyeti o hastanenin içinde bulunduğu düzensizliğin çözümüne, hastane içi sağlık koşullarının daha iyi, daha temiz ve daha işlevsel hale gelmesi yönünde enerjisini harcasa vatandaşlar da hastane içi düzensizliklerden, çalışan ve hasta ilişkilerinden ve daha fazlasından şikayetçi olmaz. Ya da ülkedeki bütçe açığının inovasyonlarla, her alanda ülke ekonomisine katma değer sağlayacak üretimlerle değil de trafik cezaları ve yahut vergi oranı artışları ile kapatmaya çalışan yetkililer gerçek anlamda istihdam alanları yaratsa ve işsizlik sorununa çözümler üretse bunun yanı sıra toplumun ve bireylerin bu konularda bilinçlendirilmesi noktasında mesai harcasa vatandaş ta yetkililerin iş bilmezliklerinden şikayetçi olmaz.
Bu örnekleri çoğaltmak elbette mümkün, şikâyet etmek kolay zor olan dertlenip çözüm üretmek. Çözümü üretirken yeni şikâyet alanları üretmenin çözüm olmayacağı bilinci ile vatandaştan, yetkililere, makam ve yetki sahibi kimselerden, siyasilere hasılı herkese gerçek anlamda birçok görev düşüyor. Samimi olmak, gerçekten istemek, bir soruna, sıkıntıya ve çözümüne şikayetçi değil dertli olmak ve bunu bir kulluk manifestosu bilinci ile çözüme ulaştırmak aynı göğün altında yaşayan herkesin bir sorumluluğu. Umarım 2026 yılı ile başta Aydın’ımızda olmak üzere ülkemizin her bir noktasında şikâyet silsilelerinin azaldığı herkesin üzerine düşen görev ve sorumluluğu layığı ile yerine getireceği bir yıl olur diyor, bu duygu ve düşüncelerimle tüm herkesin yeni yılını tebrik ediyor, Rabbimden kalan ömrümüzü geçen ömrümüzden daha hayırlı kılması niyazım ile herkese selamlarımı, sevgilerimi ve hürmetlerimi sunuyorum.