Son yıllarda hayatımızın her alanında karşılaştığımız en önemli sorun ne yazık ki kâr hırsı, keyfilik, saygısızlık, denetimsizlik ve enflasyon fırsatçılığı sonucu mal ve hizmet alımı noktasında karşı karşıya kaldığımız "pahalı kalitesizlik" durumu. Kullandığımız eşyalardan, gündelik ihtiyaçlarımıza, tükettiğimiz gıdadan, tekstil ürünlerine, kişisel bakım hizmetlerinden kullandığımız internetin bağlantı hızına kadar çeşidini artıracağımız birçok alanda ne yazık ki pahalı kalitesizlik durumunu yaşıyoruz.
Birçok sektörden mal ve hizmet alımında bulunan birçok kimse tarafından dile getirilen sosyal hayatımızdaki pahalı kalitesizlik durumu elbette yüksek enflasyonun alım gücüne etkisi ve bundan kaynaklı toplumda yaşanan ahlaki erozyonun tezahürü olsa gerek. En basiti ile örneklendirecek olursak; ne günlük tükettiğiniz gıda ürünlerinin tadı eski tadında, ne kullandığımız tekstil ürünlerinin kumaş ve dikiş kalitesi eski kalitesinde, ne aldığımız beyaz eşyaların elektronik ürünlerin kalitesi eski kalitesinde ne de berberimizden, kuaförlere rutin hizmet aldığımız esnafların işçilik kaliteleri eski kalitesinde. Hepsinin ortak noktası işçilik ederinin ve yahut kalitesinin çok düşük, tüketiciye maliyetinin ise çok fazla olması. Bu da güzelim ülkemizde aşırı kalitesiz bir hayatı olması gerekenden çok daha pahalıya yaşıyor olmamıza sebebiyet veriyor.
Tabi özellikle son yıllarda hayat pahalılığının artması ve alım gücünün düşmesi sonrası artan enflasyon fırsatçılığının neticesinde vasatın altında düşük işçilik kalitesindeki mal ve hizmet alımlarımıza gereğinden çok fazla ücret ödemek zorunda kalıyoruz. Belki de bunu enflasyon fırsatçılığı değil enflasyon ahlaksızlığı olarak isimlendirmek daha doğru olacaktır çünkü bir toplumda ahlaki normların yerini faydacılık ve çıkar alınca, toplumun temel vicdani dengesi de bozulur ve toplumun vicdani dengesi bozuluyorsa orada bir ahlaksızlık ve yozlaşma söz konusudur. Yani bir toplumda doğruluğun, hayânın, dürüstlüğün, helal kazancın ve helal emeğin yerini çıkarcılık, fırsatçılık, arsızlık, bencillik, hırsızlık, haram ve menfaat almış ise o toplum yozlaşmaya başlamıştır diyebiliriz. Yozlaşma yaşayan toplumlarda, özellikle bizim ülkemiz gibi Müslüman ülkelerde helal-haram bilincinin kaybolması, ahlaki çöküşün ekonomik hayattaki en belirgin göstergelerinden biridir. Yani kazancın meşruiyeti artık nasıl kazanıldığı üzerinden değil, ne kadar kazanıldığı, yani miktarı üzerinden değerlendirilmeye başlanır. Bu durumda emek, alın teri, adalet, hakkaniyet ve kul hakkı gibi kavramlar anlamını yitirir. Çünkü burada önemli olan kısa yoldan ve çok kazanmaktır. Bu da beraberinde enflasyon ahlaksızlığını getirdiği gibi her alanda pahalı kalitesizliğin de artmasına da sebebiyet verir.
Değerli dostlarım enflasyonlar çıktığı gibi düşer fakat toplumların ahlaki değerleri bir kere yozlaşmaya başladı mı ve o yozlaşma sosyal ilişkilerden, ticari ilişkilere kadar toplumun her bir davranışına bir kere olsun bir kanser hücresi gibi yansıdı mı işte orada çok ciddi bir çürüme başlar ve o çürüme kimi zaman toplumları dolayısı ile ülkeleri felakete sürükler. Dileriz gerek devlet gerekse de millet olarak bu tehlikenin farkındalığında olup gerek toplumsal yozlaşmanın gerekse de enflasyon fırsatçılığının neticesi ciddi bir toplumsal sorun haline gelen pahalı kalitesizliğin önüne geçilecek kısa ve uzun vadeli çözümler üretilir, gelecek nesillere ise ahlaki ve etik değerlerine bağlı, sosyal ve ticari ilişkiler noktasında daha sağlıklı bir güven ortamının bulunduğu bir toplumu bırakacak sürdürülebilir politikalar geliştirilir. Selam, sevgi ve hürmetlerimle…