Son dönemde yapılan araştırmalara göre ülkemizde ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 31,2'ye, kadınlarda ise 28,3'e ulaşmış, hiç evlenmeyenlerin sayısı ise 20 milyonu aşmış ve bu orana göre ülkemizde tek kişilik hane oranı yüzde 20’lere ulaşmış durumdadır.
Sosyo-ekonomik gelişmeler, toplumsal ve kültürel dönüşüm, bireyselleşme eğilimleri, konfor arayışı, istikrarsız çalışma koşullarına bağlı ekonomik belirsizlikler, evlilik maliyetleri, boşanmalar sonrası süresiz nafaka sorunu, eğitim sürelerinin uzunluğu, sosyal izolasyon, bireylerin kendilerini keşfetme süreleri gibi birçok neden ne yazık ki gençlerin aile ve evlilik kavramlarına olan bakış açılarının değişmesinde etkili olan sebeplerden bazıları.
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından hazırlanan "Türkiye'de Evlilik ve Boşanma Eğilimleri Toplumsal Dönüşüm İzleri" raporuna göre erkeklerde ortalama evlenme yaşı 2001’de 27,6 iken 2010’da 28,9’a yükselmiştir. Bu ortalama 2020’de 30,4 olurken 2024’te 31,2 seviyesine çıkmıştır. Benzer şekilde kadınların ortalama evlenme yaşı 2001’de 23,4 iken 2010’da 24,9 ve 2020’de 27,1 olmuştur. Günümüzde ise bu yaş 28,3’e yükselmiştir. Boşanma verilerine baktığımız zaman ise kaba boşanma hızının en fazla olduğu on il arasında Ege Bölgesi’ndeki illerin yoğunlukta olduğu görülmektedir. (Kaba boşama hızının en yüksek olduğu iller (Binde): Antalya 3,29, İzmir 3,09, Karaman 3,04, Muğla 2,99, Eskişehir 2,89, Uşak 2,88, Denizli 2,88, Kırıkkale 2,73, Tekirdağ 2,69, Aydın 2,67)
Sonuç olarak gerek evlilik yaşındaki artış gerekse de boşanma oranlarında artış hem toplumsal hem de demografik açılardan ülkemizin önemli bir değişim ve dönüşüm geçirmekte olduğunun en açık göstergeleridir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da deyimi ile güçlü fertlerin güçlü aileye, güçlü ailenin güçlü millete, güçlü milletin de güçlü devlete giden yolun taşlarını döşediği yalnızca sosyolojik bir tespit değil aynı zamanda tarihi bir hakikattir. Bu hakikatin ışığında geleceğin büyük ve güçlü Türkiye'sini inşa ettiğimiz şu süreçte aile yapımızı korumak, tahkim etmek ve bizden sonraki kuşaklara zengin bir miras bırakmak istiyorsak evvela yuva kurmaktan korkan, ürken, daha yolun başındayken umutları kırılan, aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimizin evliliğe teşviki noktasında, eğitim politikalarından tutun istihdam politikalarına, konut edindirme politikalarından tutun sosyal politikalara kadar bir çok alanda desteklenmeleri noktasında çalışmaların arttırılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra tüm bu desteklerin yanında ekonomik, psikolojik ve sosyal desteklerin de artırılması da elzemdir. Ayrıca yaşam maliyetlerinin arttığı günümüzde ülkemiz, evlilik yaşını düşürmek adına ekonomik istikrarı yakalamalı ve yüksek enflasyon, işsizlik, barınma krizi gibi sorunlara ivedilikle çözümler geliştirilmelidir. Tüm bunların yanı sıra sağlanacak destek ve teşvikler "Gençleri evliliğe nasıl teşvik edebiliriz?" sorusunu cevaplar nitelikte olmalı ve gençlere sağlanacak teşvik ve destekler romantik değil, ekonomik olmalı ve gençlerin evlilik başlangıçları borçla değil, devletin ve ailelerinin güçlü destekleri ile olmalıdır. Selam, sevgi ve hürmetlerimle...