Toplumsal sorunlarımıza baktığımız zaman son yıllarda karşılaştığımız en önemli gündemlerimizden biri de toplumun kalbinde cereyan eden vicdan yoksulluğu ve yoksunluğudur. Herkesin kendini haklı gördüğü fakat sorumlu görmediği, herkesin şikayetçi olduğu fakat empati yapmadığı, ahlakın gücünden ziyade gücün ahlakının prim gördüğü, helalin kıymetten düştüğü kuralsız ve kutsalsız kolay para kazanma hırsının, arzusunun değerli ve geçerli bulunduğu, kul ve kamu hakkının değersizleştiği bunun yerine şahsi çıkarların ortak değer haline geldiği, iyilik, sevgi ve saygı gibi insan ve toplum hayatını anlamlı kılan değerlerin yerini duyarsızlıkların, bencilliklerin ve hırsların aldığı, güzel bakmanın ve güzel görmenin artık bir lüks haline geldiği, ahlakla bezenmiş bir kişiliğin, duruşun gücünden çok paranın, gösterişin ve zenginliğin gücüne talip olunan, görgüsüzlüğün artık eğitim seviyesi gözetmediği, kimsenin başkalarının derdiyle dertlenmediği dertlenenlerin ise ayıplandığı, biz gibi olmayana biz gibi düşünmeyene, farklı düşüncelere ve yaşam tarzlarına tahammüllerin kalmadığı, başkalarının mutluluğu ile mutlu olmanın ise rahatsızlık ve mutsuzluk sebebi olduğu zamanlarda yaşıyoruz.
İnsan kalbinde ne taşıyorsa dünyayı da o şekilde görür, karşısındakine de onu verir, hayatına ise onu dahil eder. Bu sebeple daha iyi bir insan olmaya çabalayan insan iyidir. Pişmanlık duyan insan iyidir. Utanma duygusu olan insan iyidir. Dilinde lütfeni, teşekkürü olan insan iyidir. Çünkü iyilik, hayatı anlamlı kılar ve insanı yüceltir. Ve bilenler bilir kalbinde iyilik biriktirenlerin yolu da daima açıktır. Kalbinde iyilik biriktirenlerin yolu nasıl daima açıksa dilde nezaket, huyda letafet, yüzde tebessüm, ruhta sükûnet, kalpte merhamet, hayatta haya ve toplumda ahlak ta insana yakışan en güzel aksesuarlardır.
Sevgili Zeynep Merdan’ın da dediği gibi “İyi gelmek, bir insana verilebilecek en güzel hediye. Sesiyle, sözüyle, bakışıyla, duruşuyla, hâliyle, enerjisiyle, perspektifiyle, eylemleriyle birine iyi gelmek, varlığını, yaşamını yükseltmek. Bundan daha iyisi, birbirine iyi gelmek olsa gerek. Ve en iyisi: "Birbirinin hediyesi olmak"…”
Ve merhamet…
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Merhamet edene Rahmân da merhamet eder. Siz yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin.” ( Tirmizî, Birr, 16.)
Evet merhametin “acımak” değil de “acıtmamak” olduğu gerçeğinden uzak, kalbindeki en değerli hazineyi bir çöp haline getiren içi çürümüş insan yığınları ile dolu bir dünyada yaşıyoruz artık. Biri bir acı çeker, diğeri o acının fotoğrafını çeker ve milyonlarca hatta milyarlarca insan da o acıyı sadece izler. Günün sonunda ise acıyı çeken de çektiren de ve izleyen de insandır ve sorulsa hepsi de cennete gitmek ister…
Evet gündelik yaşantımızdan sosyal ilişkilerimize, toplumsal hassasiyetlerimizden öz hasletlerimize kadar günden güne yitirmeye yüz tutan değerlerimiz olan iyilik, merhamet, vicdan ve ahlak bir insanlık sınavı olarak karşımızda ve böyle bir çağın insanı olmak ta, imtihan olarak hepimize yeter.
Sözün sonu herkesin yönü iyilere, iyilerin, merhametlilerin, vicdan sahibi yüreklerin ve güzel bakıp güzel görenlerin yönü ise bizlere doğru olsun. Selam, sevgi ve hürmetlerimle…