Son 35 yılda biri bitmeden diğeri başlayan savaşlar, çatışmalar ve darbelerle ülkemizin etrafı ne yazık ki ateş çemberine dönüşmüş durumda. Bunun yanında gerek dünyada gerekse de Ortadoğu’da yükselen jeopolitik tansiyonlara, ticari savaşlara ve çatışmalara rağmen etrafı kan ve ateş çemberi ile çevrili olduğu halde güvenle, huzurla, istikrarla büyük ve güçlü Türkiye idealini hayata geçirmek için kararlılıkla hedeflerine yürüyen ve bu ateş çemberinin ortasında adeta bir gül bahçesi gibi durmaya devam eden bir Türkiye var.
Gücü elinde bulunduranın, ekonomik, siyasi ve askeri gücünü yerinde görenlerin, istediği şekilde dünyayı dizayn etmeye çalıştığı günümüz dünyasında, ülkemizin ayağına vurulmuş emperyalist bir pranga olan ve ülkemizin enerjisini, kaynaklarını sömüren terör belasını terörsüz Türkiye süreci ile tamamen bertaraf edip güneyimizde güvenli sınırların ve istikrarlı terörsüz bir bölgenin inşası noktasında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ülkemizin harcamış olduğu çabanın ne kadar kıymetli olduğu gerçeğine her geçen gün bir kez daha şahitlik etmekteyiz.
Özellikle siyonist ve emperyalist projelerin sebep olduğu, bu sebeple gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin önemli bir kısmının ciddi siyasi istikrarsızlık ve buna bağlı sosyal gerilim tehditleriyle yüzleştiği günümüzde, gelişmekte ve büyümekte olan bir ülke olarak nükleer kapasiteye ulaşmak, savunma sanayinde atılımlarda bulunmak, KAAN’ı üretmek, İHA’ları, SİHA'ları, TİHA'ları geliştirmek, Çelik Kubbe’yi inşa etmek, 2 bin km menzilli füzeleri, tankları, tüfekleri üretmek ve pazarlamak isterseniz, Afrika’da, Akdeniz’de ve Ege’de kısaca her bölgede boy gösterip, menüde değil de masada olan bağımsız bir güç olursanız tabii ki birilerinin sıradaki hedef noktası siz ve size umudunu bağlamış dost ve kardeş ülkeleriniz olur.
Bu noktada hâlihazırda gerek dağınık ve aciz bir durumda olan İslam ülkelerinin gerekse de Türkiye liderliğinde dilde, işte ve fikirde aynı ortak ülkü etrafında yeniden bir araya gelen Türk devletlerinin bir araya gelerek ortak askeri ve ortak ticari eylemlerde bulunmaları Türk İslam ülkelerinin birliği ve dirliği açısından önemli olduğu kadar, dışarıdan gelecek tehditlere karşı da eylem ve söylem birliği içerisinde olmaları huzur içerisinde varlıklarını daim ettirmeleri noktasında önemli ve değerlidir. Özellikle zalim Amerika ve katil siyonist İsrail'in acımasızca saldırıları karşısında bu birliktelik gerek Ortadoğu'ya gerekse de Türk İslam coğrafyasına barış, huzur ve istikrar getirecektir.
Tabii unutulmamalıdır ki tarihte en büyük imparatorluklar bile dışarıdan gelen darbelerle, tehditlerle değil, içeriden sızan ihanetlerle yıkılır. Bu noktada Türkiye’nin her alanda tam bağımsız güçlü bir Türkiye’nin inşası noktasında ak sütün içerisindeki ak kılları görebilecek gözü keskinlikte olması da bağımsızlığının olmazsa olmazlarından biridir. Keza gerek 15 Temmuz hain darbe girişiminde yaşadıklarımız gerekse de Venezuela’nın ve de komşumuz İran’ın yakın zamanda yaşadıklarına olan şahitliklerimiz bu hususun devletimizin birliği ve dirliği açısından ne kadar önemli olduğunu bizlere bir kez daha göstermektedir.
Dileriz Türkiye öncülüğünde Türk-İslam Birliği en yakın zamanda ortak askeri ve mali güç çerçevesinde kurulur ve zalimlere karşı bir ve beraber tek yumruk bir duruş gösterilir. Zira unutulmamalıdır ki ne Müslümanın Müslümandan başka ne de Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Selam, sevgi ve hürmetlerimle.