Hiç fark ettin mi, zor bir an yaşarken, acil çözüm bulmaya çalışırken ya da üzücü bir durumda nefesini tuttuğunu. O an, sanki nefesle birlikte duygularımızı da içimize hapsederiz. Biriktirdikçe göğsümüz ağırlaşır, boğazımız düğümlenir, başımız ağrır. Aslında nefes, sadece oksijeni değil, duygularımızı, korkularımızı ve yaşadığımız travmaları da taşır.
Yürütülen çeşitli araştırmalar nefes düzeninin değiştirilmesi ile stres tepkisinin dengeye geldiğini, endişeli durumlarda zihnin dinginliğini koruduğunu, kaygı ve travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin giderildiğini, fiziksel sağlığı ve dayanıklılığı güçlendirdiğini ve ilişkilerin iyileştirilmesinin mümkün olduğunu göstermektedir. Artık biliyoruz ki nefes, yalnızca oksijen alıp karbondioksit vermek değildir. Bedenimizin, zihnimizin ve ruhumuzun dengesini kuran görünmez bir köprü gibidir. Doğru nefes farkındalığıyla hayatımızda hem yaşam enerjimizi hem de huzurumuzu arttırabiliriz.
Kadim öğretilerde nefes; prana, chi, ruh ya da yaşam enerjisi olarak adlandırılır. Çünkü nefes sadece bedeni değil, aynı zamanda ruhu da besler. Farkındalıkla alınan her nefes, içsel dengeyi sağlar ve ruhsal huzuru artırır. Bu yüzden nefes; meditasyonun, yoganın ve birçok spiritüel çalışmanın merkezindedir.
Düşünün; gün boyu haberleri dinliyor, geriliyor, öfkeleniyor, yoğun trafiğe maruz kalıyor, işe yetişmeye çalışıyorsun. Eve geldiğinde ise yorgun, tükenmiş ve çözülmemiş sorunlarla uğraşıyorsun. Tüm bunlar sırasında nefesini fark etmeden tutuyor ya da idare edecek kadar nefes alıyorsun. Toplum olarak yaşanılan belirsizlikler, bireysel hayatlarımızda içimizde taşıdığımız korkular, konuşulmamış duygular, bastırılmış öfkeler, söylenmemiş cümleler ile birleştiğinde nefesimiz daralıyor, duygular boğazımızda düğüm düğüm oluyor. İşte tam bu noktada nefes, muazzam bir şifa aracına dönüşüyor.
Ama nasıl?
Duyguların seni yönetmesine izin vermeden “1 dakika” durup derin bir nefes aldığında, sakinlikle duygunu tanımladığında, o düğümler görülüp fark edildiği için çözülmeye başlıyor. Bugüne kadar tutunduğun, bırakamadığın duyguları anladığında ve nefes ile bırakabildiğinde, nefesin de yavaş yavaş genişlemeye başlayacak.
Peki, nefesimizi serbest bırakırsak, duygularımız da özgürleşir mi? Evet, ama önce nefesini tuttuğunu fark etmen çok önemli. Bugünden itibaren nefesini fark etmeye var mısın? Yoğun duygular yaşadığında sana iyi gelecek 1 dakikalık bir uygulama bırakıyorum.
Önce rahat, sakin ve sırtını yaslayabileceğin bir pozisyona gel. Burnundan 4 saniye boyunca derin nefes al. Nefesini 2 saniye tut. Ağzından 6 saniyede yavaşça ver. Nefesini verirken içinden “bırakıyorum” diyebilirsin. 4-2-6 şeklindeki bu nefesi 5 döngü halinde uygulayabilirsin.
Hayatın en basit, en ulaşılabilir kaynağı olan nefes, stresle başa çıkmak için elimizin altındaki en güçlü araçlardan biri. Hadi bu hafta bu yöntemi deneyelim.