27 Mart 1994…
Bu tarih sadece Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçildiği tarih değil, Türkiye’nin hem genel siyaset anlayışının hem de yerel yönetim anlayışının yeniden şekillendirildiği, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Belediye Başkanlığı döneminde üretmiş olduğu siyaset tarzının ve mirasının sonradan AK Parti siyasi aklının da kurucu dinamiklerini oluşturmuş olduğu bir tarihtir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın gerek gönül diliyle kurmuş olduğu samimi iletişim tarzı gerekse de gönül belediyeciliği şiarı ile hayatlara dokunan, doğumdan ölüme kadar hayatın her aşamasında insana, topluma varlığını hissettiren yerel yönetim anlayışı AK Parti kurucu dinamikleri arasında temel alınan en önemli iki unsur olmuştur. Bu kapsamda AK Parti genel merkezimizde gerek yerel yönetimler birim başkanlığı bünyesinde gerekse de Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim ve Afet Politikaları Kurulunda mesai harcayan değerli isimlerle görüştüğümde AK Parti Belediyeciliğinin başarısının arkasında yatan en önemli dinamiklerin bu iki unsur olduğunu ve bu iki unsurun daima AK Parti Belediyeciliği siyasi aklının dinamikleri arasında yer alacağını vurgulamışlardı.
Evet AK Parti iktidarı ile geçen çeyrek asırda ülkemiz çok dönüşümlere, çok değişimlere şahit oldu fakat değişmeyen bunun yanında kendini zamanın şartlarına ve ihtiyaçlarına göre güncelleyerek dönüşen tek şey AK Parti belediyecilik anlayışının temel dinamikleri olan yukarıda da bahsetmiş olduğum unsurlar oldu. Bunun yanı sıra Sayın Cumhurbaşkanımızın başarılı belediye başkanlığı çalışmalarının arka planında sorunların çözümünde işini sahiplenen, liyakat sahibi, alanında uzman iyi bir yönetim kadrosun bulunması da verilmiş olan hizmetlerin değerine değer katıyordu.
Bu girizgâh sonrası Aydın’ımıza gelecek olursak; yukarıda da bahsetmiş olduğum üzere ülkemizde birçok değişim ve dönüşüme her birlikte şahitlik ettik. Fakat zaman içerisinde değişmeyen, dönüşmeyen, zamana ve mekâna bağlı kendini güncellemeyen tek şey ne yazık ki CHP zihniyeti oldu. Dünya değişti, Türkiye değişti, zaman değişti, Türkiye gelişti, şartlar değişti, sosyoloji değişti, genel başkanları değişti fakat değişmeyen yine CHP ve zihniyeti oldu.
Evet CHP’nin bu değişmez tavrı sonucu Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Özlem Çerçioğlu ise artık bu zihniyetin, bir asrın bile değiştiremediği bu nefret dilinin ve CHP’nin kendini esir ettiği bu zihinsel çıkmazın bir parçası olmak istemeyerek beraberindeki ilçe belediye başkanları ile birlikte AK Parti’ye katıldı. Sayın Çerçioğlu’nun ve beraberindeki belediye başkanlarının AK Parti’ye katılımları CHP kanadında hemen bir eleştiri bombardımana uğramalarına sebep oldu. CHP’li seçmenlerin eleştirilerini sağ duyu ile karşılıyor, anlayabiliyorum fakat Aydın’da Özlem Hanımın seçmen üzerinde siyasetteki özgül ağırlığının CHP’nin üzerinde olduğu gerçeğini bildikleri halde bunu bilerek eleştiride bulunan bazı siyasi aktörleri anlamakta da zorluk çekiyorum. Yıllarca kaç dönemdir çeşitli kademelerde görev ve makam sahibi kimselere sormak lazım bugüne değin neredeydiniz? Aydın için kaç çakılı çiviniz, kaç dikili ağacınız var ki eleştiri yapma hakkını kendinizde buluyorsunuz. AK Parti’ye katılımı sonrası Özlem Hanıma karşı harcadığınız eleştiri mesainizi Aydın’ımızın gelişimine, vatandaşlarımızın huzuruna ve refah düzeyine katma değer katacak projeler geliştirmeye ve bu projeleri gerçekleştirmeye neden ayırmadınız diye sorarlar size…
Söze gelince kendini aydınlanma filozofu sanan, kainattaki bütün kusurları kendi dışında arayan, gerçeklikten kopuk sömürge aydını psikozundan kurtulamayan, kendi iddialarına inanmayanları aşağılayan, ötekileştirme, nefret ve linç kültürünü kendi zihniyetinin ayrılmaz bir parçası görüp te bu anlayışla Özlem Hanım’ı ve beraberindeki Belediye Başkanlarını eleştirenlere şunu söylemek istiyorum; belki de sizden çok daha fazla Özlem Hanımı, politikalarını, icraata dönüşmeyen vaatlerini eleştirenlerin başında gelen biri olarak demek istiyorum ki Özlem Hanım’ın AK Parti’ye katılımı Aydın’ımız için ciddi bir kazanım sağlayacaktır. Ortak akıl ve istişare kültürü ile şehrimize dair proje ve yatırımların masaya yatırılması ve bu yatırımların gerçeğe dönüşmesinin en büyük kazananı yine Aydın’ımız ve vatandaşlarımız olacaktır. Amaç ne olmalı? Yapılması istenen yatırımların, hizmetlerin ve eserlerin kimin eliyle olduğunun önemi olmadan vatandaşın hizmetine sunulması değil midir? O halde eleştiri kültürümüzü ben merkezli düşünce tarzıyla yani makyavelist düşünce tarzıyla değil Aydın’ımızın ve şehrimizin insanlarının huzuru, refahı ve geleceği adına gerçekleşmesini istediğimiz yatırımların bir an evvel vatandaşlarımız ile buluşması adına olumlu yönde yapmalıyız. Netice de günün sonunda yapılan ve yapılmayanların hesabını tutacak olanda, takdir edecek olanda, sözün de sahibi şehrimizin insanı olacaktır. Beklemekte ve şehrimizin gelişimine katkı sağlayacak her adıma destek olmakta fayda olduğunu düşünüyor, AK Parti Belediyeciliği ile Aydın’ımıza en güzel eser ve hizmetlerin ulaşması ve vatandaşlarımız ile buluşması dileğim ile herkesi saygı ve hürmetlerimle selamlıyorum.