Sıcaklıkların hızlı bir şekilde artmasıyla; trafikte kornalar biraz daha uzun çalıyor, insanlar daha çabuk sinirleniyor, sabırsızlık artıyor ve küçük bir aksilik bile normalden daha büyük tepkiler yaratabiliyor. Yaz ayları çoğumuz için güneş, tatil ve deniz demek olsa da bedenimiz açısından bu durum biraz farklıdır. Çünkü sıcaklık arttığında vücudumuz sadece serinlemeye çalışmaz; aynı zamanda iç dengesini korumak için daha fazla enerji harcar. Vücudumuzun büyük bir bölümü sudan oluşur. Yaz sıcaklarında terleme yoluyla sıvı kaybı arttıkça beden bu dengeyi korumak için daha çok çalışır. Kalp atım hızı yükselir, dolaşım sistemi daha fazla yük üstlenir ve fark etmeden daha çabuk yorulmaya başlarız. Ancak sıcak hava etkisini yalnızca bedende değil aynı zamanda ruh hali, dikkat ve stres toleransı üzerinde de göstermektedir. Bazen asıl mesele zaten uzun zamandır yorulmuş olan bir sinir sisteminin sıcakla birlikte daha da hassas hale gelmesidir. İşte sıcak havalar bu yükün üzerine eklenen son katmanlardan biri olmaktadır. Tam da bu nedenle yaz aylarında birçok kişi "Neden bu kadar çabuk sinirleniyorum?" ya da "Neden kendimi sürekli yorgun hissediyorum?" derken çoğu zaman gözden kaçan başka bir nokta vardır: Nefes.

Nefes yalnızca oksijen almak değildir. Nefes, sinir sisteminin dili gibidir. Nasıl hissettiğimizi, ne kadar güvende olduğumuzu ve bedenimizin ne kadar yük altında olduğunu yansıtır. Sıcak havalarda nefes çoğu zaman hızlanır ve yüzeyselleşir. Göğüs bölgesinde kalan kısa nefesler, bedene sürekli hareket ve hazırlık mesajı gönderir. Bu durum da sinir sisteminin gevşemesini zorlaştırabilir. Oysa özellikle yaz aylarında bedenin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, ritmini yeniden bulabilmektir. Bazen birkaç dakika boyunca gölgede oturmak... Telefonu bir kenara bırakmak... Bir ağacın altında ya da açık bir pencerede sadece nefesin hareketini fark etmek... Tahmin ettiğimizden çok daha büyük bir etki yaratabilir. Belki de serinletmemiz gereken tek şey bedenimiz değildir. Belki zihnimizin... Belki duygularımızın... Belki de nefesimizin de biraz gölgeye ihtiyacı vardır.

Yazın en sıcak günlerinde bile insanı ferahlatan şey sadece serinleten bir rüzgâr değil, uzun zamandır unuttuğu nefesine yeniden dönmesidir.