Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda düzenlenen Filistin Konulu Yüksek Düzeyli Uluslararası Konferansında yapmış olduğu konuşmasıyla çatışmanın, şiddetin, zulmün tarafında değil; hakkın, adaletin, diyalog ve diplomasinin tarafında olan bir Türkiye’nin bölgesel ve küresel diplomasi kapasitesini bir kez daha gözler önüne sermiş oldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve kararlı liderliğinde Türkiye’nin dış politikasının dünyaya ne denli diplomasi ve insanlık dersi verdiğine tüm Dünya yine, yeni ve yeniden şahitlik etti.

Özellikle özgür Filistin halkının onurlu ve müreffeh bir geleceğe kavuşması adına tüm imkanları ile sahada olan Türkiye; Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde aynı kararlı duruşunu uluslararası insani diplomasi trafiği ile de güçlü kılmaya devam ediyor. Türkiye’nin bu kararlı duruşu ve tutumu Filistin Devleti’ni tanıyan Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin sayısının artarak 157 sayısına ulaşması da insanlığın vicdan mücadelesi olan Filistin halkının mücadelesinde adaletin tesisi adına oldukça kıymetlidir. Tabi uluslararası alanda Filistin Devleti’ni tanıyan ülke sayısının artması bölgede iki devletli çözüme verilecek desteğin de günden güne artacağı yönünde atılan önemli adımlardan biridir. Ayrıca bu gelişmeler Türkiye’nin özellikle üzerinde durduğu ve Orta Doğu’da kalıcı barış ve istikrar adına kararlılıkla mücadelesini verdiği 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti’nin yakın gelecekte vücut bulması adına cereyan eden önemli gelişmelerden biridir.

Su ve iklim krizlerinden, ticaret savaşlarına kadar birçok yeni meydan okumaların yaşandığı, evrensel değerlerin günden güne anlamını yitirdiği, insan ve insanlık haklarının felce uğradığı yeni Dünya normalinde küresel düzende ciddi anlamda sistem krizleri ile karşı karşıya kaldığımız şu günlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın da belirtmiş oldukları üzere Türkiye olarak her bakımdan iflas etmiş bu sistemin tüm yükünü çeken bir bölgede yaşıyoruz.

Türkiye mazisinden almış olduğu misyon ve tarihinden gelen insani yardım geleneği ile her zaman mazlumun kimliğine ve inancına bakmaksızın her coğrafyada elini uzattığı yardım eli ile büyüklüğüne yaraşır ve yakışır biçimde huzurun ve barışın tesisi noktasında güven duyulan ve beklenen bir ülke konumundadır. Her ne kadar Dünyanın karşı karşıya kalmış olduğu küresel krizler, jeopolitik gerilimler insani yardım faaliyetlerimizi güç duruma düşürüp zorlaştırsa da Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bu çabasından, gayretinden asla vazgeçmeyecektir.

Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası galipler tarafından kurulan kirli emperyalist düzenin itibarını kaybetmiş olduğu şu günlerde Siyonist soykırım şebekesinin başı katil, soykırımcı Netanyahu’nun BM kürsüsünde boş koltuklara konuşmasını gerçekleştirmiş olması da katılımcılar adına gerçekleşmiş bir protesto değil insanlık adına atılmış önemli vicdani bir adımdır. Tabi atılan bu vicdani adımların arka planında Türkiye’nin yeni dönemde küresel düzenin yön tayin edici baş aktörlerinden ve denge unsurlarından biri oluyor olmasının etkisinden de bahsedebiliriz.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen ilkeli, kararlı ve vizyoner dış politika ile Türkiye gerek bölgesinde gerekse de Dünya’da daha adil, daha güvenli ve daha istikrarlı bir küresel düzenin inşası noktasında mücadelesini ve öncülüğünü devam ettirecek ve bu yüzyılın diplomasi merkezlerinden biri olmaya devam edecektir.

Evet dış politikayı sadece Batı ile ilişkiler kurmak gören ve ufku şahsi çıkarlarının ötesine geçemeyenlerin anlayamayacağı ve anlamak dahi istemeyecekleri 360 derecelik dış politika vizyonu ile Türkiye; bugün hem bölgesinde hem de Dünya’da söz sahibi, karar alıcı ve yön verici bir güç haline gelmiştir. Yakın gelecekte küresel ölçekte atılacak her adımda ve alınacak her kararda Türkiye’nin rolünün ve etkinliğinin daha da artacağı günleri ve bu etkinlik ile sadece ülkemizin değil ülkemizle birlikte gönül coğrafyamız olan Türk-İslam Dünyasının dilde, işte ve fikirde birliğinin ortak çatı altında inşasının da geleceğini artı değerde şekillendireceğini hep birlikte göreceğiz.

Selam, sevgi ve hürmetlerimle…