Geçtiğimiz Cumartesi günü 27 Eylül Dünya Turizm Günü vesilesiyle Aydın’ın tarihi incisi, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan Karacasu Geyre’deki Afrodisias Antik Kenti’ne çat kapı ziyarette bulundum.

Gece müzeciliği için hazırlıkların ne aşamada olduğunu yerinde gözlemlemek ve fırsat bulabilirsem yerli ya da yabancı turistlerden de antik kentle ilgili görüşlerini alabilmek için gerçekleştirdiğim bu ziyarettense ne yazık ki elimiz boş döndük diyebilirim.

Basın kartı sahibi olduğum için ücretsiz giriş yapabildiğim antik kente adım atar atmaz daha önce karşılaştığım düzensizliklerle birlikte yer yer gözüme çarpan ayrık otları bu kez görememek beni kısmen mutlu etti diyebilirim ancak içeriye girip biraz gezdikten sonra hayal kırıklığına uğradım desem yalan olmaz.

Netice olarak çat kapı yaptığımız bu ziyaretten çıkardığımız sonuç tanıtımın yetersizliği oldu. Gece müzeciliği için de henüz hazır olmadığını bizzat yerinde gözlemledik.

Dahası biz tıklım tıklım olmasa da hafta sonu tatili olduğu için karşımızda kalabalık turist kafileleri beklerken in cin top oynayan bir antik kentle karşılaştık.

Yer yer gece müzeciliğine hazır hale getirilmesi için ışıklandırma çalışmaları başlatılmış ama bu da ağır aksak ilerlediği için tam anlamıyla bir mesafe kat edilememiş. Sıra sıra dizilen ışıklandırma direklerinin kimisindeyse henüz ampül bile bulunmuyor.

İktidardaki partinin sembolüyle büyük tezatlık taşıyan bu duruma da çok fazla takılmadan gezintimizi tamamladık ama Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un, ülkemizin dört bir yanında kültürel mirasın korunması ve turizme kazandırılması konusunda övünçle bahsettiği projelerin sahadaki yansımasını merak eden bir gazeteci olarak Afrodisias’ta gördüklerim hiç de iç açıcı değildi.

Bakan Ersoy’a sormak isterim; UNESCO’nun “Dünya Kültür Mirası” listesinde yer alan ve insanlığın ortak değerleri arasında gösterilen böylesine önemli bir antik kent, neden halen hak ettiği ilgiyi göremiyor? Neden modern turizmin en etkili uygulamalarından biri olan gece müzeciliği için işler ağırdan alınıyor?

Esasen burada asıl haksızlık, 1987’den bu yana Afrodisias için 15 milyon dolardan fazla kaynak sağlayarak antik kentin ayağa kaldırılmasına öncülük eden Geyre Vakfı’na da yapılmış oluyor.

Afrodisias Antik Kenti kazılarına Geyre Vakfı’nın sağladığı bunca katkı ve destek için de bana soracak olursanız aynı zamanda bu vakfın başkanlığını da yıllardır üstlenen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç’a, hem Aydın halkı hem de ülkemiz adına minnettar olmamak elde değil.
Onların çabaları olmasa belki de Afrodisias bugün çok daha bakımsız, çok daha sessiz ve çok daha yalnız olacaktı.

Dahası ilimizde yaşayan bir çok yetkisiz yetkiliyle birlikte ‘Şehr-i Emin’ geçinenlerden tutun kifayetsiz muhterislere, kelli felli vergi rekortmeni iş insanlarımızdan tutun, şöyle fabrikalarımız var diye ahkam kesenlere ve Jeotermal Enerji Santrali (JES) patronlarına kadar geniş ölçekte bakacak olursak, merkezi İstanbul’da bulunan bu vakfın sağladığı desteklerden ne kadar haberdarlar emin değiliz.

Hiç bizim de Aydın’ın incisi bu güzide yer için çorbada tuzumuz olsun deyip katkıda bulunmuşlar mı acaba?

Bana sorarsanız bu vakıftan doğru dürüst haberleri bile yok ama bence Ömer M. Koç çoktan altın yaldız işlemeli Aydın’ın fahri hemşerilik beratıyla onurlandırılmalıdır.

Tüm Aydın erki özel bir buluşma tertip ederek Afrodisias’ın UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine girdiği günün yıldönümünde bu beratı kendisine minnet ve şükran ifadeleriyle takdim etmelidir.

Netice itibariyle gelin görün ki devletin bunca kaynağına, Bakanlığın onca söylemine rağmen Afrodisias halen “in cin top oynayan” bir antik kent görünümünden ne yazık ki kurtulamıyor. Dünyaca ünlü Game Of Thrones dizisindeki ‘Yüzler Salonu’nu andıran apayrı bir görkeme sahip bu antik kente niye sahip çıkılamıyor anlamak mümkün değil!

Gecikmiş ışıklandırma direkleri ve ağırdan alınan tanıtım çalışmalarıyla Afrodisias, aslında Türkiye’nin kültürel mirasını sahiplenmedeki eksikliklerinin adeta bir özeti gibi duruyor desek de yeridir.

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’a düşen, artık bu eksiklikleri görmek ve UNESCO’nun “dünya mirası” ilan ettiği bir değeri gerçek anlamda dünya turizmine kazandırmaktır.

Umarız en kısa zamanda Afrodisias için artık elini taşın altına koymaktan imtina etmez!..