Zamanın bir yerinde, senli günleri anımsattı akşam güneşi... Diyerek başlamıştı o en sevdiğim şiir.
Her dinlediğimde özlenmeye değecek birinin olduğunu umdum hep.
Hayaliydi tüm yazılarım, hayalimdeki insana yazmıştım oysa ki... Bir gün gelecek diyordum. Öyle bir insan var bir gün gelecek. Ve hayat her saniyenin değerini öğretecek.
Olmadı....
Gerçeklerle hayaller hiçbir zaman birbirini tutmaz. Ve bunu sana kimse öğretmez, hayat yaşatarak anlatır unutma.
Bu hayatta öğrenemediğin tek şey insanlardı belki de.... İnsanların içindeki kötülüğü okuyamadın hiçbir zaman... Yüreğin görmek istemedi o çamurlaşmış zihniyeti.
Sen her saniyeni onu sevmeye ayırırken, onun her saniye sende bir açık aramasını göremedin değil mi? Görsen de konduramazdın çünkü. Yüreğin, aklın, mantığın sadece onu sevmeye odaklıydı. Nereden bilebilirdin ki onun yüreğinde hiçbir zaman bir yerinin olmadığını. Sadece intikam için seninle olduğunu.
Sende bulduğu açıkların, hataların senin hatan olmadığını açıkladığında dahi, inanmak istememesinin nedeninin, senden kurtulmak olduğunu.
Bir zaman sonra anlıyor değil mi insan, hiç kimseye güvenmemen gerektiğini.
Hayal dediğin şeyin bir kandırmacadan ibaret olduğunu ve hiç sevilmediğini.
Şimdi kalk yerinden, onun çelme taktığı yerden başla hayata. Onunla ilgili ne varsa yak ve at geri dönülmez yollara.
Bu hayat senin unutma. Her kötülük yapan kendi karmasını yaşar eninde sonunda.
Elini yüreğine koy, kapat gözlerini, derin bir nefes al ve yeniden başla hayata.
Ve unutma, söz konusu insan ise alışma, inanma, güvenme...
İyi bak yüreğine....