Bilgi edinmek, öğrenmek; bunları hayatına dâhil ederek uygulamak her yaşta zordur.
Dikkat edin, “bilgi değeri taşıyan” şeyden söz ediyorum.
Bir konuda bilgi sahibi olmak demek, baştan sona bütünlük içinde her soruya cevap verebilecek ölçüde öğrenmek demektir.
Bu yüzden bilmediğim bir konuda konuşmak istersem bu yolu izlerim. Prensibim her şeyi bilemeyebilirim ama her şeyi öğrenebilirim.
Yeşilay’ın yönetiminde görev aldığım günden bu yana araştırıyorum. 105 yıldır nereden nereye, ne yaparak gelmiş?
Şu an ne yapılabilir?
Zira Yeşilay’ın tütüne karşı mücadeleyle başlayan çabaları, dünya üzerinde yeni bağımlılıklarla birlikte şu an farklı cephelerde de savaşa dönüştü.
Tütün, alkol, kumar ve madde bağımlılıklarına dijital bağımlılık da eklendi. Özellikle geleceğimizi, gençlerimizi tehdit eden bu bağımlılığa karşı Yeşilay, “Bağımsızlık Seferberliği” başlattı.
ÖĞRENDİKÇE BİLMEDİĞİNİ BİLMEK
İnsan, en çok kendi mağarasından, kendi karanlığından çıkmaya cesaret ettiği zaman bildiğini sandığı pek çok şeyin aslında öyle olmadığını anlayabilir. Öğrenme işte o zaman başlıyor. Bilmemek değildir cehalet…
Cehalet, tam olarak öğrenmeye karşı direnmektir.
Yeşilay tarafından İzmir’de düzenlenen “Bağımsızlık Seferberliği Ege Bölgesi Toplantısı / Kuvayımilliye’nin İzinde” etkinliğinde konuşan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya anlattıkça öğrendik.
Bir bağımlının bütün derdinin kendisiyle değil; çevresiyle yaşadığı her ortamla ve nihayetinde toplumsal bir soruna dönüştüğünü öğrenmenin yol açtığı bir iç kayması yaşıyorsunuz.
Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç’in anlattıkları 105 yılın özetiydi…
Uyuşturucuyla mücadeledeki son veriler tüyler ürperticiydi.
Sahne ekranına yansıyan verilere baktıkça o iç kayması, yüreğine çöken sızı derinleşiyor.
Sonra tablo değişiyor. Bu değişim size de yansıyor. İyi yönde değişim salona sirayet ediyor.
Doç. Dr. Dinç konuştukça umudumuz arttı.
Bakan Yerlikaya, cesaretle uyuşturucu baronlarının üzerine gidileceğini söyleyince yüreğimiz serinledi.
İyi ki güçlü devlet var. İyi ki Yeşilay var.
Başlıktaki “insan yabancısı olduğu dünyanın yalancısıdır” sözümün özü budur.
Bilmediğiniz konularda konuşmak da bir nevi uyuşturucu gibi, yalan bir dünyanın sesi olmak…
Dikkat edin; en çok yüksek sesle konuşanların sözcükleri bittiğinde aklınızda ne kaldığına bakın.
Yeni bir bilgi verdi mi, sizde ne bıraktı? Cevabınız hiçbir şey ise…
“Boş” demektir. Siz de boş verin gitsin!
Hayatta ne iş yaparsanız yapın; topluma zerre bir katkı sağlamadan bu dünyadan geçip gitmek yerine geriye bir şeyler bırakmak ne büyük saadet!
İzmir’den bir ateş yaktık; Aydın, Denizli, Muğla, Uşak, Kütahya, Balıkesir ve Manisa’da parlayacak. Ege’nin en ücra köşelerine kadar “Bağımsızlık Seferberliği” sürecek.
Mütevazı bir davettir sözüm: Yeşilay’a gönlünüzde yer ayırın!
Geleceğimiz daha sağlıklı ve mutlu olacak. Diyeceksiniz ki;
“İyi ki Yeşilay var!”