Konuyu anlatma kolaylığı açısından önce kavramlara açıklık getirelim. Suizan, bir kişi hakkında kesin bilgiye sahip olmadan kötü düşünce taşımak. Suikast, bir veya birden fazla kişiye amaçlı ve planlı şekilde ölümcül saldırı…
Hatırlayın, politikacılar ne zaman bir sorun yaşasa “itibar suikastı yapılıyor” diye kendini savunur. Yani bir kişinin itibarını, güvenini zedelemek için kasıtlı çaba göstermektir. Bu terim, 1930’lu yıllarda popüler hale gelmişti.
1950 yıllarında siyasi karalama kampanyalarında canlandırıldı. Aradan 64 yıl geçtikten sonra akademik çalışmalarda kullanıma sokuldu. Yani 2014’te… Türkiye siyasetinde de dillere pelesenk oldu. Başı sıkışan, “Bana itibar suikastı…” diye tutturuyor.
Suikast girişimi var bir de… Başarısızlıkla sonuçlanan. Bunlar pek dikkate alınmıyor.
En son CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yapılan saldırıyı bir kategoride ele almak gerekirse; krizleri karşılamada derin bir zafiyet içinde yüzüyoruz.
Fiziki olarak nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair uzmanına danıştık. Savunma, yakın koruma, yakın dövüş konularındaki uzmanlığına güvendiğim sevgili dostum Süleyman Kocabıyık’a sorduk.
Aydın Hedef’e ayrıntılarıyla anlattı. Akşam saatlerinde de ulusal televizyonlar, canlı yayında saatlerce Süleyman hocanın değerlendirmelerini aldı.
Özel’in korumalarının görüntüleri üzerinden boşlukları, zaafları hakkında ayrıntılı bilgiler verdi.
Emniyet Genel Müdürlüğü, koruma göreviyle ilgili zafiyet olup olmadığının araştırılması için müfettiş görevlendirdi.
İşin teknik ve yasal boyutunu onlara bırakalım.
ÖLÜM KALIM MESELESİ
Süleyman Kocabıyık, saldırıdan hemen sonra “Bugün Özel’in yeniden doğduğu gündür” demişti. Gerekçesini de “yumruk atacak kadar boş bırakılan bir kişinin eli de dolu olabilirdi” diye açıkladı. Gerçekten ne büyük kriz olurdu. Demek istiyor ki, öyle böyle değil; ülkenin ana muhalefet lideri büyük bir tehlike atlattı. Eğer Özgür Özel ileri düzeyde zarar görseydi ülkede uzun süre bir krizle baş etmeye çalışacaktık.
TRT’de 90’lı yıllarda belgesel seslendiriyordum. Dünya liderlerine yapılan suikastlar üzerine bir belgeseldi… Seslendirme sanatçısı tüm arkadaşlarımız, bütün çıplaklığıyla o kâbus dolu anları tekrar yaşıyordu. Onlarca dünya liderinin içinde hala etkisinde kaldığım ABD’nin 35. Başkanı John F. Kendedy suikastinin seyri unutulur gibi değildi.
Suikastçı Lee Harvey, Oswalt Kennedy’i 1963’te Dallas’ta öldürdü. Gözaltındayken Oswalt da Jack Ruby tarafından öldürüldü. Bütün suizanlar, suikastın içyüzünü ele vermedi. Bir devlet başkanı yüzlerce kişinin gözü önünde vuruldu. Ülke uzun süre bu olayla çalkalandı. Aradan geçen 62 yıl, suikast üzerindeki sır perdesini kaldırmadı.
Sinsice, haince, alçakça her saldırı suizan barındırır.
Bazen bir silah verilir birinin eline, tetiği kirli bir el çeker. Asla çözülmez, kanıt bulunsa da, “karakter suikastı” kılıfıyla kapatılır. Kirli eli tutanlar, istemez çözülmesini. Eğer çözülme ihtimali varsa bir başka ele geçer silah…
Dünyanın her yerinde bu karanlık emelleri gerçekleştirecek kirli eller bulunur. Asıl mesele kirli zihinlerin temizlenmesidir.
Her birey güvenlik ve huzur arar.
Politikadaki kirlilik, ancak temiz siyasetle arınır.
Huzur ve güven ancak suizan ve suikastlardan arınmış bir dünyada gerçekleşebilir.