Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ve 3 belediye başkanının AK Parti’ye geçmesi sonrasında ilk Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısı gerçekleştirildi. Yaşanan gerginlik ve tartışmalar nedeniyle toplantı 16 Eylül Salı gününe ertelendi. Tüm üyelerin eksiksiz katılım gösterdiği toplantıya olan ilgi ve katılım yoğunluğu beraberinde gerginlikleri ve tartışmaları getirdi. Salonun kapasitesinin bilinir olduğu gerçeğini göz ardı ederek salona yoğun bir kalabalıkla girmeye çalışan muhalefet tarafı ile içeride bulunan AK Partililer arasında çok ta Aydın’ımıza yakışmayan görüntülere de şahit olduk.
Evet yaşananlara baktığımız zaman aslında muhalefetin derdinin gerçek manada yaşadıkları şehir yani Aydın olmadığına yine yeni yeniden şahitlik ettik. İlçesinde en basit haliyle belediyecilik çalışmalarının en asli görevlerinden biri olan, sokaklarda yığın haline gelmiş çöpleri dahi toplamaktan aciz kimselerin ve taraftarlarının meclis salonunda haktan, hukuktan ve adaletten bahseden ifadelerle sloganlarda bulunması bu şehir için ne kadar üzücü bir durum olduğunun en acı tablosu aslında.
Soracak olan olursa herkesin ortak bir derdi var; o da tabi ki “AYDIN”. Fakat söz konusu Aydın’a hizmet etmek, Aydın’ımızı bölgesinde kalkınmış, vatandaşlarının refah düzeyinin yükseltilmiş olduğu, bölge illeri içerisinde bir cazibe merkezi haline getirmek için çabalamak, proje geliştirmek ve yahut en azından bu minvalde bir vizyona sahip olmak olunca ne yazık ki bir duvar ile karşılaşıyorsunuz. Bir siyasetçi için en basit çalışma programı olan düğün, dernek, taziye ve cemiyet ziyaretleri ile günlerin doldurulduğu vatandaşların ve şehrin sorunlarının gerçek manada irdelenmediğini gerçekleşen meclis toplantılarında, toplantılara getirilen gündem maddelerinin içeriklerine baktığımız zaman net bir şekilde görebiliriz.
Aslında bu sorun biraz da CHP’nin hizmet ve proje belediyeciliğinden ziyade daha çok ideolojik belediyecilik anlayışının tezahürü. Bunu örneklendirecek olursak misal; CHP kanadında her yerel seçim döneminde şu tür söylemler dillendirilir; “bizim belediyelerimizin olduğu şehirlerde kimsenin yaşamına karışılmaz”, “bizim belediyelerimiz yaşanabilir yerlerdir” gibi ya da “CHP belediyelerinin olduğu yerlerde insanlar gece geç saatlere kadar dışarlarda kalabilir” gibi söylemler yaşam tarzı belediyeciliğini ön plana çıkartır fakat gerçek manada hizmet belediyeciliğini refere etmez. Hizmet belediyeciliğine odaklanmayan ideolojik karşıtlıklar üzerine siyasi söylem ve eylem geliştiren bu anlayışın en üzücü tablolarından birini de geçtiğimiz günlerde Aydın Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantısında şahitlik ettik.
Şehrin ve insanının sorunlarına makro ölçekte çözüm üretemeyen, mikro keyiflerle hizmet süresini dolduranlara şunu söylemek istiyorum; birbirinizi suçlama, şehrin sorunlarını çözme yöntemi değildir, küfür etmek, şehrin ve insanının sorunlarını çözme yöntemi değildir. Kavga etmek te aynı şekilde sorun çözme yöntemi değildir. Sorun çözme yöntemi diyalogla, siyasetle, sulhla konuşarak olur. Dolayısı ile Aydın halkı, kavgaların gölgesinde tartışma, kaos, kriz ve gerginlik ile geçen meclis toplantıları değil şehrin sorunlarına çözümlerin üretildiği bir meclis toplantıları ve oturumları istiyor.
Bu duygu ve düşüncelerimle 16 Eylül ve sonrası tarihlerde gerçekleşecek ABB meclis toplantılarının gerçek manada Aydın’ın ve Aydınlının derdinin, sorunlarının ve bu sorunların çözüm alternatiflerinin konuşulduğu toplantılar olması gerektiği temennim ile birlikte tüm siyasi otorite sahiplerini ortak paydası Aydın’ımız olan bir istişare ortamında bu güzel şehrin sorunlarına ivedilikle sağduyu ve doğru iletişimle çözümler üretmeleri noktasında bir araya gelmelerini ve son olarak kavgadan, kaostan, krizlerden uzak bir anlayışla bunu gerçekleştirmelerini diliyorum. Fatih Sultan Mehmet’in şu güzel nasihatinin tüm yerel siyasilere rehber olması dileğim ile herkese hürmetlerimi sunuyorum.
“Hüner bir şehr bünyâd etmektir, reâyâ kalbin âbâd etmektir.”
Selam, saygı ve hürmetlerimle…