AK Parti’nin kuruluş yıldönümü olan 14 Ağustos günü 23 yıllık partisi CHP’den istifa ederek AK Parti saflarına katılan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun aldığı radikal karar, ilin siyasi gündemini de büyük ölçüde etkiledi.

Söz konusu transferle birlikte birden bire Ege Bölgesi’nde halihazırda tek AK Parti’li il ve Büyükşehir Belediyesi olan Aydın’ın yerel ile geneli birleştirme ve dolayısıyla iktidarın nimetlerinden yararlanma noktasında senelerdir AK Parti’deki siyasetçilerin dillendirdiği temenni de yerine gelmiş oldu.

AK Parti’de halihazırda örnek belediyecilik yapan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in memleketinde partili partisiz bir çok kesimden geniş destek aldığı su götürmez bir gerçek. Haliyle kendisinin Gaziantep’teki uygulamaları da bu anlamda Aydın için rol model teşkil ediyor.

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde Afrodisias Antik Kenti gibi bir değeri bulunan, ülkede sayıca başka emsali bulunmayacak şekilde Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescilli Aydın İnciri, Aydın Kestanesi, Aydın Çam Fıstığı, Söke Pamuğu, Memecik Zeytini ve Zeytinyağı ürünlerine sahip olan ilimiz için peki iktidarın nimetlerinden de bir nebze de olsa yararlanma noktasında neler yapılabilir?

Bu konuya girmeden hemen önce şunu da hatırlatayım; Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Şahin’in, sürdürülebilirlik, çevre, kültür ve dayanışma temelli çalışmaları, 11 Ekim günü Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisince 2025 Avrupa Ödülü ile taçlandı.

Avrupa idealini en aktif biçimde destekleyen şehirlere verilen bu ödül için düzenlenen törende konuşan Şahin, 11 yıl önce çıktıkları yolculuklarında ilk olarak Avrupa Diploması, ardından Şeref Bayrağı ve Şeref Plaketi’ni kazandıklarını ve gelinen noktadaysa en yüksek aşama olan Avrupa Ödülü’nü almanın kendilerine nasip olduğunu aktardı.

Peki Aydın’a da bir gün böyle bir ödül gelebilir mi? Aslında potansiyeline bakacak olursak gelmemesi için hiçbir neden yok ama bu işe nasıl başlamalıyız noktasında ne yazık ki ilde ortak akıl halen vücut bulabilmiş değil.

Bana soracak olursanız Aydınımızın her şeyden önce sahip tüm olduğu değerleri küresel ölçekte tanıtacak, ilin özgün kimliğini çağdaş yönetim anlayışıyla birleştirecek esaslı bir vizyona ciddi anlamda ihtiyacı var. Bu vizyonun merkezindeyse sürdürülebilir kalkınma ve insan odaklı belediyecilik de mutlaka yer almalıdır.

Bu anlamda Aydın’ın geç de olsa Avrupa Ödülü yolculuğu, esasında sadece lafta kalacak afilli bazı projelerle değil kenti bütüncül bir yaklaşımla ele alan bakış açısıyla başlamalıdır.

Yerel üreticinin emeğini koruyan, çevreye duyarlı, kültürel mirasını yaşatırken teknolojiyle bütünleşen bir şehir modeliyle hem köklerine sadık, hem de geleceğe açık bir Aydın’ı tesis etmek için bu anlamda artık ‘Efeler tek tek oynar’ anlayışından da esaslıca sıyrılmamız gerekiyor.

Bunun yanında Kuşadası ve Didim’in turizm potansiyelini Efeler’deki Tralleis’ten Karacasu’daki Afrodisias’a, Büyük Menderes Deltası’ndan 8 bin yıllık kaya resimlerine ev sahipliği yapan Beşparmak Dağları’na uzanan bir kültür ve doğa koridoruyla da perçinlemek için Aydın daha ne bekliyor?
Bunu uzun süredir kendi kendimize sormaktan vazgeçip artık işe koyulmamız da gerekiyor.

Avrupa standartlarının yakalanması noktasında kent merkezinde akıllı ulaşım, yenilenebilir enerji, engelsiz yaşam ve sanatla iç içe kamusal alanları neden artık hayalden öte bir vizyonla ele alamıyoruz?

Bunu da artık esaslıca sorgulayıp hayalden gerçeğe dönüştürmek için geleceğin dünyasına doğru gerekli adımlar şimdiden atılmaya başlamalıdır.

Ayrıca Gaziantep örneğinde olduğu gibi Aydın’ın uluslararası kardeş şehir ilişkileri de güçlendirilmeli, Aydın markası Avrupa’daki kentlerle kültürel ve ekonomik köprüler kurarak tanıtılmalıdır.

Bu kapsamda geçtiğimiz yıl Aralık ayında ilimizdeki bir firmanın ihracat payının da yükselmesiyle göze çarpan Güney Asya ülkelerinden Sri Lanka’nın Batı Vilayeti ile kardeş şehir olan Aydın Büyükşehir Belediyesi, yüzünü Avrupa’daki emsallerine de çevirmelidir.

Geçtiğimiz Ramazan ayında ilimizde 3 oda ve borsanın öncülüğünde hayata geçirilen ‘Aydın için birlik toplantısı’ Başkan Çerçioğlu’nun AK transferiyle de görünen o ki şimdilik rafa kalkmış görünüyor.

Bana sorulacak olursa üniversite, sivil toplum, yerel yönetim ve özel sektörün aynı masada buluştuğu bir ‘Aydın Vizyon Kurulu’ kurulması da bu sürecin lokomotifi olabilir.

Kısacası mesele aslında yalnızca ‘Avrupa’dan ödül almak değil; Aydın’ı geleceğe hazırlamak, bu coğrafyanın insanına emsallerinde olduğu gibi artık hak ettiği refahı, huzuru ve gururu yaşatmaktır.

Eğer bu vizyon benimsenirse, emin olun Avrupa Ödülü zaten bir gün bu kente kısa zamanda da kendiliğinden gelecektir.

Yeter ki 1 milyon 200 bine yakın insanımızın yaşadığı Aydın artık tam anlamıyla sahiplenilebilsin.