Son günlerde sosyal medyada sürüsünden koparak menzilindeki uçsuz bucaksız buzullara doğru tek başına hüzünlü bir yürüyüşe çıkan penguen videosu viral oldu.

Werner Herzog’un 2007’deki belgeselinde yer alan bu görüntüler üzerine bu hüzünlü canlıya “Nihilist Penguen” diye isim de takıldı.

Nihilizm deyince aklıma ortaokul yıllarımda okuduğum Dünyaca ünlü Rus yazarlardan Turgenyev’in Babalar ve Oğullar kitabı gelir. Oradaki Bazarov karakteri, her türlü otoriteyi ve toplumsal bağı reddetmesiyle birlikte inancı mantığın süzgecinden geçiren sert bir kişilik olarak sivriliyordu. Bizim penguen ne kadar sert bilemiyoruz ama ne sürüyü, ne de dondurucu soğuğu dinleyip bir başına kendini buzul kaplı dağlara sürüklemesi içimizde esaslıca yer etmedi değil. Aslında bir bakıma bu penguen de kendimizi gördük. İşin aslı bu.

Peki, Antarktika’nın bu nihilist yolcusunun Aydın’da ne işi var derseniz; Aslında kimi uzmanlara göre sürüsünden ayrılarak ölüme sürüklenen bu penguenin hüznüyle karışık umudu Aydın’a da kısmen sirayet etti.

Germencik Belediye Başkanı Burak Zencirci’nin incirin tanıtımı için yapay zekayla üretilmiş o meşhur penguenli görselini kimileriniz görmüştür. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun da sosyal medya hesabından paylaştığı, yıllardır bir türlü hayata geçirilemeyen ‘Çıldır Havalimanı’na doğru elinden tuttuğu penguenle yürüdüğü görsel açıkçası türlü eleştiriler alsa da büyük ses getirdi.

Bizim buralarda esasen penguen olmaz biz pelikanları biliriz. Söke Doğanbey’deki Karina Dalyanı’na periyodik olarak uğrarlar. Hatta bir ‘Pelikan Yaşar’ımız vardı, hatırlarsınız. Yaralıyken bulunmuş, el bebek gül bebek büyütülmüştü. Fakat Yaşar, 2021’in Eylül’ünde eşini bulur bulmaz Aydın’dan sessiz sedasız terk-i diyar eyledi. O bile anladı ki bir canlı için gökyüzü varken, yerdeki vaatlerin, gününü gün ederek haybeden karın tokluğunun hükmü yok.

Şimdi gelelim asıl meseleye: O penguen buzullara yürüyor da peki biz Aydınlılar nereye yürüyoruz? Her seçim dönemi önümüze konan ama bir türlü uzatılamayan hayali pistlerin, yapılamayan kimi yolların, açılamayan tünellerin ortasında sahi biz hangi nihilizmi yaşıyoruz? Kaldı ki bir havalimanımız bile yok ki, ‘Pelikan Yaşar’ gibi bir çırpıda kanatlanarak uzak diyarlara alıp başımızı gidebilelim.

Birileri artık şu gerçeği de kafasına çivi gibi çakmalıdır; Aydın’ın iş bulamayan kimi evlatları da o videodaki penguen gibi sürüden ayrılma noktasına gelmiştir. Bu kentin sanayicileriyse ucuz iş gücünün derdinde kente aman yeni yatırımcı gelmesin, iş gücü piyasasında maaşlar daha da yükselmesin diye adeta hop oturup hop kalkmaktadır.

Denizli’deki iş dünyası kenetlenip kendi imkanlarıyla alt geçitten tutun okul yapımına, üniversiteye destekten bir dizi sosyal sorumluluk projesine kadar iz bırakan güzel işlere imza atarken, bizimkilerin böyle en ufak bir derdi de yok. Varsa yoksa kendi cepleri ve ikballeri. Ancak bir gün kefenin cebi olmadığını da er yada geç anlayacaklar.

Kentte iş dünyasına şöyle bir göz ucuyla baktığımızda yine de güzel işler olmuyor değil. Örneğin Aydın Yönetici ve Sanayi İş Adamları (AY-SİAD) Başkanı Fırat Barışık’ın şahsi firması aracılığıyla geride kalan süreçte Efeler’in sembolü Tralleis Antik Kenti kazılarının resmi sponsoru olması, tüm iş dünyamız için örnek olacak mahiyette bir sosyal sorumluluk projesidir. Eğer Çerçioğlu da esaslıca bastırır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı Son Başbakan Binali Yıldırım’ın Aydın’a müjdesi gibi havada kalmazsa Çıldır Havalimanı’nın ticari uçuşlara açılmasıyla birlikte Tralleis Antik Kenti de büyük önem kazanacaktır.

Aydın, üzülerek söylemeliyim ki netice itibariyle beklemekten yorulanların şehridir. Sürüsüne en sadık penguenin bile altındaki buzullar erimeye başladığında ardına bakmadan yürüyüp gittiği bir dünyada yaşıyoruz. İnsan da doğası gereği gün gelir, vakit tamama erer alır başını gider. O nedenle gurbet ellere sırf iş için sürüklenerek Aydın’a özlem çeken hangi tanıdıklarımızı saysak ki şimdi.

Velhasıl; Söke Doğanbey’deki ‘Pelikan Yaşar’ aşkı için gitti; Bizse şimdilik Aydın’a olan sarsılmaz sevdamız ve inancımızla buradayız. Ama aşkın da bir sabrı, sabrın da bir sonu vardır. Aydın’ın buzulları erirken, birilerinin sadece şahsi ikbal kaygılarıyla bu şehri sahipleniyor gibi davranması en az o penguenin buzul dağlarına yürüyüşü kadar trajik bir yalnızlığın habercisidir.

Eğer bu kentin ileri gelenleri kişisel hırsları bir kenara bırakarak ortak akılda buluşmazsa az bir zaman içinde Aydın’ın umut dolu gençleri de Allah esirgesin birer birer kendi içsel buzullarına doğru geri dönüşü olmayan o sessiz yürüyüşe başlayacaktır.

Unutulmamalıdır ki bir şehri ayakta tutan üzerinde yükselen beton yığınları değil, o şehirde inatla ve ısrarla hayal kurmayı sürdüren insanların inancıdır. Eğer o inanç da buz tutarsa geride kalan sadece bomboş bir coğrafya olacaktır.