İran-İsrail Savaşı sonunda patlak verdi.

Terör Devleti İsrail’in aylardır Filistin’e yönelik sürdürdüğü ve binlerce masum sivilin hayatını kaybettiği sistematik saldırılarının ardından, İran’ın nükleer programını bahane ederek üst düzey komutanlarıyla nükleer bilim adamlarını hedef aldığı operasyon, savaşın fitilini ateşledi.

İsrail’in saldırılarına karşı ‘İntikam Bayrağı’ çekerek ‘Sadık Vaad 3’ operasyonuyla füze saldırısı başlatan İran’ınsa açıkçası bu denli sert misilleme yapacağı beklenmiyordu.

Halihazırda her iki ülke arasında karşılıklı saldırılar sürüyor ve ülkemizde de herkesin gözü kulağı daha da tırmanacak olan bu gerilime çevrilmiş durumda.

Açıkçası Ukrayna-Rusya Savaşı’nın ardından yeni bir savaşın daha başlamasının küresel barışı ve dünya düzenini her anlamda da daha da kırılgan hale getireceği su götürmez bir gerçek.

Enerji hatlarından piyasalara, bölge ülkelerinin ittifaklarından küresel güvenliğe kadar her alanda çok yönlü bazı dalgalanmaların bundan sonra daha da artacağı da ortada.

Halihazırda İran’ın hipersonik füzelerinin demir kubbesini delik deşik ettiği İsrail’deki yıkım daha da derinleşirse ‘Samson Seçeneği’nin devreye alınmasıysa küresel bir kaosu da tetikleyebilir.

Senelerdir bölgesel kaoslar çıkartarak varlık mücadelesi veren İsrail’in, varoluşsal tehdit altında olduğunu öne sürerek nükleer silahlarını kullanmaya kalkışabileceği bu seçenekse tüm Ortadoğu’yu ateşe vermekle kalmaz, uluslararası meşruiyetini kaybettirmesiyle birlikte 3. Dünya Savaşı’nı da başlatabilir.

ABD ve beraberindeki İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin İsrail’e verdiği koşulsuz desteğe karşılık olarak Rusya ve Çin’in de İran’dan yana tutumu, bana sorarsanız Soğuk Savaş dönemini hatırlatan bir kutuplaşmayı da yeniden canlandırıyor.

Esas soruysa bu nedenle şu; Bu savaş, sadece İran ve İsrail arasında mı kalacak, yoksa hepimizi içine çekecek bir küresel felakete mi yol açacak?
İran ve İsrail arasındaki çatışma, vekalet savaşlarından doğrudan bir nükleer hesaplaşmaya mı dönüşecek, yoksa bölgesel bir yangınla mı sınırlı kalacak?

Tarih, kriz anlarında sağduyunun sıklıkla kaybettiğini gösteriyor. Ancak unutulmamalı ki, Gazze’den Tahran’a kadar bu savaşın esas bedelini ödeyenler, her zaman olduğu gibi yine siviller olacak. Ki son haberlere göre durum tam da bu şekilde.

Halihazırda İsrail’in senelerdir mazlumlara yaşattığı zulmün cezasını çekmesi için lanet okunarak İran’ın hipersonik füzelerine güzelleme yapılıyor ancak tam da Gazze’deki insanlık dramı küresel ölçekte de gündem olmuşken, birden bire bu savaşın patlak vermesi açıkçası garip bir tesadüf müdür bilemedik.

Acaba birileri bir taşla iki ya da üç kuş vurarak, İran’ı bir iç kaosa sürükleyip mevcut rejimi düşürerek küresel emperyalizmin Afganistan, Irak, Libya ve diğer bazı arap ülkelerinde daha önce olduğu gibi yine at oynatacağı yeni bir işgal alanına mı şartlanmış durumda bunu zaman gösterecek.

Sonuç itibariyle Ortadoğu’nun kaderi, bir kez daha satranç tahtasında oynanan bu tehlikeli oyuna bağlı gibi görünüyor ancak bedelini kimlerin ne şekilde ödeyeceğiyse belirsizliğini koruyor.