Haziran ayının kendisini iyice hissettirdiği, termometrelerin yükseldiği şu günlerde hepimizin ortak bir şikayeti var: "Hava o kadar sıcak ki, canım hiçbir şey yemek istemiyor!" ya da tam tersi "Sıcaklardan dolayı sürekli bir halsizlik, ağırlık hissi var üzerimde."
Mevsimler değişirken vücudumuzun biyoritmi ve besin ihtiyaçları yerinde mi sayıyor? Elbette hayır. Bir diyetisyen olarak danışanlarımda ve mutfak yönetiminde bu dönemde en çok dikkat ettiğim şey; metabolizmayı yormadan, hücreleri susuz bırakmadan, "hafif ama besleyici" bir denge kurabilmek. Gelin bu hafta, sıcak havalarla baş etmenin ve yaz enerjisini yakalamanın bilimsel ama pratik yollarına bir diyetisyen gözüyle bakalım.
1.Su İçmek İçin "Susamayı" Beklemeyin!
Sıcak havalarda vücudumuzun en büyük mücadelesi ısı dengesini korumaktır ve bunu terleyerek yapar. Bu da ciddi bir sıvı ve elektrolit (sodyum, potasyum) kaybı demektir. Çoğu zaman hissettiğiniz o kronik baş ağrısı ve halsizliğin sebebi aslında açlık değil, gizli bir dehidrasyondur yani susuzluk. Su içmek için dilinizin damağınızın kurumasını beklemeyiniz; çünkü susama hissi, vücudun "ben zaten susuz kaldım" alarmıdır. Günlük 2.5 - 3 litre su hedefinize ulaşmakta zorlanıyorsanız; suyunuzu taze nane yaprakları, limon dilimleri veya salatalıkla ferahlatıcı bir hale getirebilirsiniz.

2.Ağır Yemeklere Veda
Yaz aylarında vücudun sindirim kapasitesi de hava sıcaklığına paralel olarak biraz yavaşlar. Çok yağlı, ağır soslu et yemekleri, kızartmalar veya hamur işleri tükettiğinizde, vücut bu besinleri sindirmek için ekstra enerji harcar ve içinizdeki sıcaklık hissi daha da artar. Bu dönemde tabağınızı bir ressam gibi renklendirin. Mevsimin mucizeleri olan domates, salatalık, kabak, semizotu gibi su oranı yüksek sebzelere ağırlık verin. Zeytinyağlılar ve hafif soğuk çorbalar (örneğin yoğurtlu, buğdaylı, naneli bir soğuk çorba) hem sindirimi rahatlatır hem de harika birer elektrolit kaynağıdır.

3.Gizli Kalori Tuzakları: "Serinletirken" Kilo Aldıranlar
Sıcak havada buzlu kahveler, asitli içecekler, soğuk hazır meyve suları ve tabii ki dondurmalar kulağa çok cazip geliyor. Ancak bu içeceklerin birçoğu yüksek miktarda rafine şeker ve gizli kaloriler barındırır. Kan şekerinizi hızla yükseltip düşürerek sizi daha çok acıktırır ve halsiz bırakır. Elbette yazın tadını çıkaracağız ama dengeyle! Hazır içecekler yerine ev yapımı şeker ilavesiz soğuk bitki çayları (kombucha, hibiskus veya soğuk yeşil çay) hazırlayabilirsiniz. Dondurma tercih ederken ise porsiyon kontrolüne dikkat etmek ve süte dayalı, kaliteli üretimleri seçmek en doğrusudur.

4.Mutfakta Güvenlik
Bir diyetisyen olarak sadece ne yediğinize değil, o yemeğin tabağınıza gelene kadar hangi aşamalardan geçtiğine de çok önem veriyorum. Yaz ayları, gıda zehirlenmelerine neden olan bakterilerin en sevdiği mevsimdir. Sıcaklık arttıkça bakterilerin üreme hızı katlanır. Özellikle tavuk, balık, kıymalı yemekler, yoğurtlu ve mayonezli mezeler oda sıcaklığında asla bekletilmemelidir. Pişen yemekler hızla soğutulup buzdolabına kaldırılmalı, dışarıda yapılan pikniklerde veya açık büfelerde gıdaların soğuk zincirinin bozulmadığından emin olunmalıdır. Sağlıklı beslenmek, güvenli beslenmekle başlar.

Yaz aylarında vücudumuzu dinlemek, ona ağır yükler yüklemek yerine doğanın bize sunduğu hafif, sulu ve taze besinlerle teşekkür etmek en doğrusudur. Sürdürülebilir sağlık, mevsimin ritmine ayak uydurmaktan geçer. Hafif, enerjik ve bol sulu bir hafta geçirmeniz dileğiyle!