Aydın Efeler…
Adı, “efelik”ten geliyor ama bu ilde ne yazık ki gerek yerel yönetimlerde gerekse kamu kurumlarında bazılarının ne yazık ki yöneticilik anlayışı, efe duruşundan ve hakkaniyetten fersah fersah uzakta.
Oysa adaletiyle meşhur Hz. Ömer’in özel işleriyle meşgulken kendi mumunu, halkın işleriyle meşgulkense Devletin mumunu yakma hassasiyetini gözetmesini sağlayan bir dinin ihyası için görev yapması beklenenlerden bazılarına bile ne demeli ki artık günümüzde… Aklımız ermiyor!
Çok uzun değil kısa bir zaman önce makam koltuğunda ‘adalet’in ve ‘emanet’in ağırlığını taşıması gereken bir müftü vardı;
Kendisi emaneti taşımak yerine hakkında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın başlattığı soruşturmaya konu olan ciddi iddiaların gölgesinde bu şehri apar topar terk etmeyi tercih etti.
Hafızalar taze…
Geçtiğimiz haftalarda Efeler Müftülüğü personele mobbing, bazılarına torpil, zekat fonlarını farklı hesaplarda değerlendirme söylentileri, makam aracı alımındaki şaibelere kadar kapsamlı bir soruşturma sürecinden geçti.
Ve tüm bunların üzerine Diyanet Teftiş Kurulu’nun Efeler’e gelişinin üzerinden de henüz çok uzun bir zaman da geçmedi.
Müfettişler kılı kırk yararak çalıştı ve gerekli raporlar yazıldı. Kamuoyu sonucu beklerken ne mi oldu?
Ortaya çıkan tabloya bakılırsa, müftülük makamından il vaizliğine doğru düşündürücü bir iniş başladı.
Tam bu esnada yaşanan trajik bir kayıp sonucunda evladın yitirilmesiyse başta aile olmak üzere Efeler’deki mobbinge maruz bıraktığı müftülükteki bazı personel dahil herkesi derinden sarstı. İnsanlık da bunu gerektirir; Baş sağlığı…
Sonuç olarak bir evladın yokluğu, geride kalan her yürekte onulmaz bir boşluk bırakır.
Zira İslam Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (SAV) da oğlu vefat ettiğinde gözleri yaşla dolarak ne buyurmuştu hatırlayalım; “Göz yaş döker, kalb teessür duyar. Biz, Yüce Rabbimizin razı olacağı sözden başkasını söylemeyiz.'İnnâ lillahi ve İnnâ ileyhi râciûn”
Ama acı, gerçeğin üzerini örtemez. Allah’ın razı olacağı söz ve eylemlerin neler olduğunu da din görevlilerine hatırlatmak haddimiz değildir ancak kendi personelinizin bize ilettiğine göre söyleyecek olursak; Acıyı adeta “kalkan” yaparcasına soruşturma sonuçlanmadan yaşanan görev değişikliğini gölgede bırakmaksa kamu vicdanını susturmaz.
Hele ki soruşturma sürerken, jet hızıyla yukarıdan birilerinin acının müsamahasıyla ya da korumacı tutumuyla mıdır bilinmez kendi isteğinizle pozisyon değişikliği sağlansa bile netice itibariyle memleketinize tenzil-i rütbeyle atandığınız aşikar olduğuna göre burada bir düşünmek lazım gelir. Hal böyleyken birilerini ve ‘Aydın Basını’nı Allah’a havale ederek bu şehirle helalleşip vedalaşma olmadan alelacele gidilmesi, soruşturma konusu türlü iddiaları da unutturmaz!
Acıya karşı başımız öne eğilir, gönlümüz dua eder. Fakat bu saygı, hakikati dile getirme sorumluluğumuzu ortadan kaldırmaz. Biz aynayız. Bizim de bunları hatırlatmak ve gündeme taşımak bir gazeteci olarak kamusal görevimiz çerçevesindedir.
Gelelim bir de şu ‘Başarı Belgesi’ meselesine; Efeler Kaymakamlığının başındaki idareye sorarım, bu belgeyi soruşturma sürerken ne için verdiniz? Efeler halkı cevabınızı merak ediyor?
Mobbing mi başarı, torpil mi, yoksa zekat fonlarını “farklı değerlendirme”ye yönelik iddialar mıydı bu belgeyi gerekli kılan?
Bu belgenin sosyal medyada gururla paylaşılmasından yalnızca iki gün sonra sessizce silinmesi neye işarettir? Yoksa soruşturma sonucu pek iç açıcı değil mi? Zekat parasıyla makam aracı alınması ve diğer iddiaların akıbeti pek hayırlı bir sonuç vermeyecek mi?
Vesselam; Makamdan inmek aslında bazen gerçek yükseliştir.
Ama bu inişe, “yürek ferahlığı” ile değil “soruşturma gölgesi” düşmüşse geriye sadece birilerine ve görev yaptığınız şehre vicdan borcu kalır.
Bizden söylemesi…