AK Parti’ye geçmesinin ardından Aydın’a kazandırılacak yatırımlara yönelik ilk resmi temasını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Yeni Dört Yol Kavşağı’na köprülü kavşak projesi için de düğmeye bastı.

Bir aksilik olmazsa Aydın’ın merkezine kazandırılacak Milli Mücadele Müzesi, yeni millet bahçesi ve ilçelere kazandırılacak 6 binden fazla TOKİ konutu için de ilerleyen süreçte müspet gelişmeler görecek gibiyiz.
Tabi biz bu ‘AK Transfer’in en başında hisse yükselişiyle birlikte şimdilik yalnızca aile şirketine yaradığını söylemiştik ancak görünen o ki personelin en düşük maaşının 40 bin liraya çıkarılmasının yanı sıra Halk Ege Et mağazalarındaki ürünlere yüzde 20 indirim yapılması da kayda değer bir yenilik olarak akıllarda yer etmeye başladı.

Sonuç olarak aynı zamanda tüm bu akıllarda yer etmeye başlayan gelişmelerin, Aydın halkının gündelik hayatına ne ölçüde yansıyacağını ve kalıcı bir refah getirip getirmeyeceğini sorgulamak, kamu yararının da bir gereğidir.

Unutulmamalıdır ki köprülü kavşaklar ve TOKİ konutları, şehrin uzun vadeli, sürdürülebilir kalkınma planlarının yalnızca bir parçasını oluşturabilir. Asıl mesele, bu projelerin şehrin sosyal dokusuna, çevresel mirasına ve ekonomik döngüsüne nasıl entegre edileceğidir.

Bakıldığında maaş zammı ve Halk Ege Et’teki indirim hamlesi, yüksek enflasyon karşısında alım gücü eriyen vatandaş için bir nefes alma alanı sağlıyor gibi görünse de bu adımların kalıcı bir sosyal politika vizyonunun habercisi mi olup olmadığı henüz net değil. Yani örneğin suda da indirim görecek miyiz? Burası da şimdilik meçhul.

Siyasi partiler arası geçişlerin hemen ardından yaşanan bu tür bazı iyileştirme ve bir dizi yenilikler, haklı olarak, "Acaba neden daha önce yapılamadı?” sorusunu da akıllara getirmektedir. Netice itibariyle bu tür siyaset tarzının, istikrarlı ve programlı bir hizmet anlayışı yerine, gelinen noktada pragmatizm sosuyla göze hoş görünme çabasına büründüğü de aşikar.

Bu bağlamda, Başkan Çerçioğlu'ndan beklenen, sadece popülist politikalarla halkın midesine dokunması değil, aynı zamanda Aydın'ın yerel dinamiklerini harekete geçirecek, katılımcı ve şeffaf bir yönetim modelini de inşa etmesidir.

Kendisine kayıtsız şartsız biat eden, 40 yıllık partisinden şahsi ikbal hesapları uğruna bir çırpıda istifa edenlerin bir kısmı elbette ana ekibi arasında yer almaya devam edecektir ama asıl mesele, bu ekibin kentin yararına ne üretebileceğidir. Aydın’ın geleceğini artık kişisel hesaplardan, parti geçişlerinden ya da günü kurtarma politikalarından bağımsız bir şekilde ele almak, bu şehre yapılabilecek en büyük hizmettir.

Bunun için de Çerçioğlu mesela oda ve borsaların daveti üzerine ilki geçtiğimiz Ramazan ayında başlatılan ‘Aydın için birlik toplantıları’na da halen mesafeli durup katılmamaya devam edecek mi düşünceliyiz.

Elbette köprülü kavşak, konut ya da müze elbette kıymetlidir ama bunların yanında tarımda katma değer oluşturacak yatırımlar, gençlerin işsizlik kaygısını giderecek politikalar ve şehir merkezinde kangren haline gelen trafik, otopark ve altyapı sorunlarının çözümü de aynı derecede önemlidir.

Ve ‘Kentsel Dönüşüm’ de lafta kalmamalı, sahada somut adımlarla hızla uygulamaya geçilmelidir. Aydın’ın deprem gerçeği artık göz ardı edilemeyecek kadar ciddi bir risk olarak karşımızda duruyor.

Bu noktada Çerçioğlu, şehrin geleceğini şekillendirecek kararlar alınırken de yalnızca belediye yönetimi değil, meslek odaları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarını da sürece aktif olarak dahil etmelidir.

“Ben yaptım oldu”, “En iyisini ben bilirim” ve “Ben ne dersem o” yaklaşımından da artık sıyrılarak Aydın’ın hak ettiği çağdaş kent vizyonunu ortak akılla ve şeffaf bir planlama çerçevesinde tüm yönleriyle ele almalıdır.
Aksi halde bugün atılan adımlar, yarının yarım kalmış vaatleri olarak tarihe karışacaktır.

Aydın’a artık günü kurtaran politikalarla değil, kalıcı bir vizyonla yeni baştan ayağa kaldırılacak bir şehir gözüyle bakılmalıdır.

Çünkü senelerdir yarım kalan ve hayata geçirilemeyen vaatlerin yükünü en çok sırtında taşıyan yine bu kentin cefakar insanıdır.