Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan ve ihracatçı firmaların kanuni merkezlerini esas alan verilere göre Aydın’ın Ocak-Kasım dönemindeki ihracatı 937 milyon 387 bin dolar gösterildi. TİM’in açıkladığı verinin tam aksine, Aydın Sanayi Odası’ndan geçtiğimiz gün yapılan açıklamadaysa ilin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ihracatının Ocak–Ekim döneminde 1 milyar 570 milyon dolara ulaştığı belirtildi.

AYSO tarafından TÜİK kaynaklı “Faaliyet İllerine Göre İhracat” rakamlarıyla çizilen tablo, TİM verilerine kıyasla göz doldurmasına dolduruyor ama her iki veri seti birlikte okunduğunda Aydın ekonomisi açısından tek bir soru göze çarpıyor; Artan ihracat söylemine rağmen Aydın neden ivme kaybediyor?

AYSO tarafından benim bizzat TİM verilerine dayanarak yaptığım habere karşılık olarak kamuoyuna yapılan açıklamada, bu tür karşılaştırmaların metodolojik olarak eksik olduğu savunuluyor. Özetle TÜİK’in faaliyet iline göre hazırladığı verilerin Aydın’ın gerçek üretim gücünü yansıttığı da vurgulanarak bu veriler esas alındığında ilin ihracatının 2025 yılı sonunda 2 milyar dolara yaklaşabileceği ifade ediliyor.

Bir kere burada bir duralım. Açıklamaya bakacak olursak; AYSO Başkanı Gökhan Maraş’a göre Aydın ihracatta adeta sıçrama yapmış, ilk 20. sıraya girmemize ramak kalmış ve 2 milyar dolar ufukta. Yani bu çizilen pembe tablo üzerinden bakacak olursak kağıt üzerinde umut verici ancak şu da var ki gazeteciliğin temel refleksi tam da burada devreye giriyor; Hangi rakam, hangi gerçeği anlatıyor?

Her iki veri de resmi ancak verdikleri mesaj aynı değil. AYSO’nun savunduğu TÜİK verileri, Aydın’daki üretim bantlarının çalıştığını, sanayinin halen ayakta olduğunu gösteriyor fakat buna karşılık TİM verileriyse daha yapısal bir sorunu işaret ediyor. Yani TİM’in verileri bize açıkça Aydın’da üretim yapılmasına rağmen, ihracatın ticari merkezlerinin büyük ölçüde il dışında bulunduğunu gösteriyor.

Başka bir ifadeyle Aydın, ihracat yapıyor ama ihracatı yöneten merkez şehir olamıyor. Yani üretim Aydın’da, fabrika Aydın’da, işçi Aydın’da, ihracat Aydın’dan ama şirket merkezi ya İstanbul’da ya İzmir’de ya da Denizli’de.


Sadede gelirsek Aydın’da üretilen ve ihraç edilen mallardan doğan şirket karlarının vergisi, firmaların kanuni merkezlerinin bulunduğu illerde beyan edildiği için Aydınımız Kurumlar Vergisi gelirinden sistematik biçimde mahrum kalmaktadır.

AYSO’dan pembe tablo çizmesi yerine beklenen, vergi geliri demenin daha fazla kamu yatırımı, daha güçlü altyapı ve daha fazla teşvik kapasitesi olduğunu göz önünde bulundurarak bu firmaların kanuni merkezlerinin Aydın’da olması yönünde de harekete geçmesidir. Havanda su döğmeye de bu anlamda açıkçası hiç gerek yok!

Takdir edersiniz ki ihracat sadece üretim değildir. İhracat aynı zamanda, ticari kararın alındığı, sermayenin konuşlandığı ve özü itibariyle de katma değerin de kimde kaldığıdır.

AYSO’nun TÜİK’in Ocak-Ekim göstergelerine göre kamuoyuna duyurduğu Aydın’ın 1,57 milyar dolarlık ihracatını “2 milyara yaklaşıyoruz” diye sunmak da istatistik değil gelecek projeksiyonudur. Henüz kasaya girmemiş parayı gerçekleşmiş gibi aktarmak da Aydın sanayicisinin gerçek sorunlarını perdelemekten başka bir işe yaramaz.

TİM verilerini esas aldığımızdaysa göz önündeki tablo ekonomideki tehlike çanlarını açıkça gösteriyor. Aydın ihracatının lokomotifi olan ilin marka değeri yüksek tarım ürünlerinin ciddi kan kaybı yaşadığı da ortada. ‘Kuru Meyve ve Mamulleri’ ihracatındaki yüzde 17’yi aşan düşüş, özellikle aflatoksin nedeniyle geri dönen Aydın incirlerinin yarattığı yapısal sorunu da bir kez daha gözler önüne seriyor.

Hal böyleyken ne diyor AYSO’nun başındaki irade; “Basında yer alan bazı haberlerde, TİM verileri esas alınarak yapılan değerlendirmelerin, AYSO tarafından açıklanan rakamları “yalanlar” nitelikte sunulması üzüntüyle karşılanmış”

Bence de üzüntüyle karşılamalısınız ama üzüntünüz basında yer alan haberlere değil ihracatçı firmaların kanuni merkezini yani doğrudan doğruya Aydın’ı esas alan müspet TİM verileri üzerine olmalıdır.

Bu noktada beklentimiz AYSO’nun yalnızca veri savunusu yapmakla yetinmeyerek Aydın’ın neden ticari merkez olamadığına, neden yüksek katma değerli üretimde zorlandığına ve ihracatın neden birkaç sektöre sıkıştığına dair daha güçlü bir yol haritası da ortaya koymasıdır.

Aydın’ın hemen yanı başındaki Denizli’de, 2025 yılı Ocak–Kasım döneminde ihracat yüzde 6,1 artışla 4 milyar 275 milyon dolara ulaşmış ama AYSO buna değil TİM verilerine kafayı takmış.

Denizli’nin ihracatı neredeyse Aydın’ın dört katı ama o ildeki Sanayi Odası’nın başındaki irade pembe tablo çizmiyor.

Dahası geçtiğimiz 24 Temmuz Basın Bayramı’nda oradaki meslektaşlarımızın karşısına da çıktı adam ve hakikaten kitabın ortasından çatır çatır konuştu. Ne dedi o toplantıda Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, ihracat rakamlarındaki artışın yanılttığını belirti. Sanayicinin maliyetine ve zararına satış yaptığını da ekleyerek iş dünyasının yıllardır emek verdiği pazarı kaybetmeme adına ihracatına devam ettiğini söyledi.

Yetmedi ne dedi Kasapoğlu, sanayicilerin kur baskısı, yüksek faiz ve artan maliyetlerde dış pazarda rekabet etmekte zorlandığına da dikkati çekerek, dövizin baskılanması ve faizin yüksek seyretmesi nedeniyle üyelerinin zor durumda olduğunu vurguladı.

Demek ki neymiş çok uzağa değil Denizli’ye bakmak gerekiyormuş. Kaldı ki bir sanayi odası başkanı rakamlar iyi görünürken bile riskleri söyler, gidişat kötüyse bunu yüksek sesle dile getirir. Gerekirse bakanlara bizzat ulaşarak iktidar milletvekilleriyle de sık sık istişarelerde bulunarak merkezi yönetimi rahatsız eder ve “Her şey yolunda” kolaycılığına sığınmaz.

Denizli bunu yapıyor.

Aydın ise yapmıyor.

Bu nedenle de AYSO’nun başındaki idareye tavsiyem; Önce komşu ilimiz Denizli’ye sonra bir zahmet aynaya bakıvermeleridir.

Bu da benden bir dost tavsiyesi olsun!